Yatırım Yoluyla Kazanılan Türk Vatandaşlığının İptali ve Geri Alınması: 31. Madde, 40. Madde ve Değerleme Meselesi
Çözümlemeden Önce Bir Uyarı
Bu yazıda ele alınan operasyon, henüz sonuçlanmamış bir yargılamanın konusudur. İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasında anılan kişiler şüpheli sıfatını taşımakta olup dosyaları yetkili makamlar ve mahkemeler önündedir; anılan açıklamadan aktarılan rakamlar ve nitelendirmeler ise idarenin iddialarından ibaret olup yargısal tespit niteliği taşımaz. Her dosyada yargılama henüz önümüzdedir. Bu yazı hiçbir kişi hakkında hüküm kurmamakta, yalnızca hukuki çerçeveyi incelemekte ve hiçbir kişinin adını anmamaktadır.
Kamuoyuna Yansıyan Rakam ve Bu Rakamın Gerçekte Neyi İçerdiği
4 Ağustos 2026 tarihinde İçişleri Bakanlığı, kendi ifadesiyle sahte değerleme ve ekspertiz raporları ile usulsüz vatandaşlık işlemlerine yönelik bir operasyona ilişkin basın açıklaması yayımlamıştır. O tarihten bu yana uluslararası basında yer alan 6.134 sayısı bu açıklamadan kaynaklanmaktadır. Açıklamanın dikkatle okunması gerekir; zira haberler, birbirinden hayli farklı iki tedbiri tek bir rakam içinde eritmiştir.
Bakanlığın kendi metni bu iki tedbiri birbirinden ayırmaktadır. Açıklamaya göre birinci grupta, Bakanlıkça muvazaalı veya usulsüz işlem yaptığı belirtilen 1.150 yatırımcının yatırım uygunluk belgesi iptal edilmiş, aile bireyleri dâhil 5.391 kişinin vatandaşlık kararı ise iptal edilmiştir. İkinci grupta, açıklamanın ifadesiyle kanuni şartların oluşmadığı gerekçesiyle 263 yatırımcının vatandaşlık kararı geri alınmış ve bu sayı aileleriyle birlikte toplam 743 kişiye ulaşmıştır. Buna göre açıklama, bir bütün olarak 1.413 yatırımcı ile 6.134 kişiyi ilgilendirmekte olup işlemler 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 31. ve 40. maddeleri uyarınca tesis edilmiştir.
Bakanlık ayrıca 11 Şubat 2026 tarihinden itibaren yürütülen ve 443 yatırımcı ile aileleri dâhil 1.358 kişiyi kapsayan ikinci bir dilimi de kayda geçirmiş; operasyonun 16 ilde 72 şüpheliye yönelik olduğunu ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü (TKGM), Vergi Denetim Kurulu ile Emniyet Genel Müdürlüğü ile birlikte yürütüldüğünü belirtmiştir. Açıklamada, iddiaya konu fiillerin başvurudan önce sunulan belgelerde sahtecilik girişimiyle sınırlı olduğu ifade edilmiş ve Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü personeline atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı bildirilmiştir. Bu rakam ve nitelendirmelerin her biri idarenin kendi beyanı olup, dosyalar yukarıda anılan yargılamaya tabidir.
Demek ki karşımızda tek bir hüküm değil, iki ayrı hüküm bulunmaktadır ve aralarındaki fark teorik bir ayrımdan ibaret değildir. İşlemden etkilenen bir yatırımcı bakımından bu fark, dosyadaki en belirleyici olgudur.
31. Madde ile 40. Madde Aynı Şey Değildir
5901 sayılı Kanun'un 31. maddesi iptali düzenlemekte olup metni dardır:
Türk vatandaşlığını kazanma kararı, ilgilinin yalan beyanı veya vatandaşlığı kazanmaya esas teşkil eden önemli hususları gizlemesi sonucunda vuku bulmuş ise kararı veren makam tarafından iptal edilir.
Hüküm yalnızca iki sebep tanımaktadır ve her ikisi de başvurucunun şahsına ilişkindir: yalan beyan ve önemli hususların gizlenmesi. 2010/139 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan ve 06.04.2010 tarihli, 27544 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'in 57. maddesi ise, Bakanlığın inceleme yapmasını ve iptalin ancak gizlemenin veya yalan beyanın ispatı hâlinde tesis edilmesini öngören usul şartını eklemektedir.
40. madde geri almayı düzenlemektedir; bu maddenin metni daha geniş olup herhangi bir hilenin varlığını aramaz:
Türk vatandaşlığının kazanılması veya kaybına ilişkin kararlar, kanunda öngörülen şartlar oluşmadan veya bu kararların mükerrer olduğunun sonradan anlaşılması hâlinde geri alınır.
Yönetmelik'in 66. maddesi ise üçüncü bir sebep olarak kararın maddi hataya dayanmasını ve aşağıda ele alınacak bir sonucu daha eklemektedir.
İki hükmün doğurduğu sonuçlar arasındaki fark keskindir ve bu fark, Kanun'un 32. maddesi ile Yönetmelik'in 58. ve 66. maddelerinde ortaya konulmuştur. 31. madde uyarınca tesis edilen iptal, iptal kararının verildiği tarihten itibaren hüküm doğurur ve ileriye etkilidir; bu nedenle vatandaşlığın kazanılması ile iptal arasındaki dönemde Türk vatandaşı sıfatıyla yapılmış olan işlemler açıkça etkilenmez. İptal, eşe ve asıl başvurucuya bağlı olarak vatandaşlık kazanan çocuklara sirayet eder; ancak vatandaşlığın kazanılmasından sonra doğan çocuğu ve evlenme yoluyla vatandaşlık kazanan eşi kapsamaz. Buna karşılık 40. madde uyarınca tesis edilen geri alma, kararı asıl karar tarihinden itibaren hükümsüz kılar ve geçmişe etkilidir; ilgili kişi hiç Türk vatandaşı olmamış gibi kabul edilir.
Kendisine yalnızca vatandaşlık kararının kaldırıldığı bildirilmiş olan bir yatırımcı, hukuki durumunu henüz bilmiyor demektir. Hangi maddenin uygulandığı, aradan geçen yıllarda kurulan hukuki ilişkilerin ayakta kalıp kalmayacağını belirler.
Değerlemenin Hukuki Denetimdeki Yeri
Taşınmaz yolunda eşik, Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'in 20. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca dört yüz bin ABD dolarıdır. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün 2024 yılında yayımladığı genelgelerin değiştirdiği husus bu tutar değil, tutarın ne suretle ispat edileceğidir.
01.03.2024 tarihli ve 04.03.2024 tarihinde yürürlüğe giren 2024/2 sayılı Genelge, bu tarihten sonra kurulan satış veya satış vaadi işlemlerine dayanan vatandaşlık başvurularında yalnızca GEDAŞ Gayrimenkul Değerleme A.Ş. tarafından düzenlenen değerleme raporlarının kabul edileceğini ve tapu işlemlerinde kullanılan değerleme raporunun geçerlilik süresinin üç ay olduğunu öngörmektedir. Buna göre değerleme kuruluşu artık taraflarca seçilmemektedir.
09.12.2024 tarihinde değiştirilen 2024/4 sayılı Genelge ile eki Kılavuz, tutar uygunluk belgesini düzenlemekte olup, bu belge ile vatandaşlık başvurusu arasındaki sürenin altı ayı aşmaması gerektiğini, aşılması hâlinde ise dayanak değerlemenin yenilenmesi gerektiğini hükme bağlamaktadır.
Kılavuz, bu bağlamda en belirleyici olan ölçütü de ortaya koymaktadır. Tapudaki satış bedeli, ödemeye ilişkin transferler ve uygunluğu tespit edilen tutarın her biri eşiği ayrı ayrı karşılamalıdır; bunların toplamının eşiği karşılaması yeterli değildir. Tapuya yansıyan bedel ile değerleme raporundaki değerin fiilen ödenen tutardan ayrıştığı bir dosya bu ölçütü sağlamaz. Danıştay, üç ölçüt arasındaki bu tutarlılık şartının hukuka uygun olduğuna hükmetmiş ve şartın amacını sahteciliğin, usulsüzlüğün ve vergi kaçakçılığının önlenmesi olarak nitelendirmiştir (Danıştay Onuncu Dairesi, E. 2022/194, K. 2025/5781, 04.12.2025).
Kılavuz ayrıca alıcının, işlemin kendi içinde, sunulan bilgi ve belgelerin eksik, gerçeğe aykırı veya yanıltıcı olduğunun tespiti hâlinde 5901 sayılı Kanun'un 31. maddesi uyarınca işlem yapılacağını kabul ettiğini beyan etmesini aramaktadır. Bu uyarı, bir genelgenin içine gömülmüş ve gözden kaçabilecek bir kayıt değildir; alıcının imzasını taşır.
Teşvik Mekanizmasının Neden Ters Yönde İşlediği
Bakanlık açıklamasına ve 2024 yılındaki düzenleyici müdahaleye göre söz konusu dosyaları doğuran mekanizma karmaşık değildir ve açıkça ifade edilmeyi hak etmektedir; zira zinciri en son kavrayan kişi çoğu zaman yatırımcının kendisidir.
Aracının ücreti işlem bedelinin bir yüzdesi olarak hesaplandığında, tapuya yansıyan bedel yükseldikçe zincirdeki her katılımcı daha fazla kazanır. Üç yüz bin ABD doları değerindeki bir taşınmaz eşiği karşılamazken, aynı taşınmaz dört yüz bin ABD doları olarak sunulduğunda eşiği karşılamakta ve üzerinden alınacak komisyon da büyümektedir. İdarenin tarif ettiği yapılarda ikinci hâli birinci hâl gibi gösteren belge değerleme raporudur; 2024 öncesindeki rejimde ise bu raporu talep eden taraf, çoğu zaman ücreti raporun sonucuna bağlı olan taraftır.
Şişirilmiş bedeli ödeyen ise yatırımcıdır. Yatırımcı, ödediği bedele karşılık gelen bir varlık değil, gerçekte hangi değerde ise o değerde bir varlık edinir. Üç yıllık taahhüt süresinin sonunda satışa geçtiğinde aradaki farkı piyasa onun aleyhine düzeltir; dosya ileride incelemeye alındığında ise vatandaşlık kararında adı geçen kişi yine odur.
Yatırımcıya nadiren açıklanan yön de budur. Aracının üstlendiği risk komisyonun ödenmesiyle sona ererken, yatırımcının üstlendiği risk 31. ve 40. maddeler yürürlükte kaldığı sürece devam eder; anılan hükümler ise herhangi bir zamanaşımı süresine tabi değildir.
Avukatın işlemdeki konumu nitelik itibarıyla farklıdır. Yükümlülük müvekkile karşıdır, dosyanın yıllar sonra yapılacak bir incelemeye dayanabilecek nitelikte kurulması gerekir ve kusurlu bir dosyanın mesleki sonuçları 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca doğrudan avukatın şahsına bağlanır. Bu, özene ilişkin bir iddia değil, riskin nerede durduğuna ilişkin bir tespittir.
2024 Genelgelerinin Değiştirdikleri ve Değiştirmedikleri
Genelgeler geleceği değiştirmiştir. 04.03.2024 tarihinden bu yana değerleme kuruluşu seçilmemekte, atanmaktadır; bu düzenleme, idarenin beyanına göre değerlemelerin şişirilmesini mümkün kılan başlıca mekanizmayı ortadan kaldırmaktadır.
Genelgeler geçmişi değiştirmemiştir. 5901 sayılı Kanun'un 31. ve 40. maddeleri 2009 yılından bu yana yürürlükte olup herhangi bir zamanaşımı süresine tabi değildir. Bakanlığın Ağustos 2026 tarihli rakamları, programın bütün ömrü boyunca verilmiş kararları kapsamaktadır. 2021 yılında verilmiş bir vatandaşlık kararı, atanmış değerleme kuruluşu rejimi altında verilmemiştir ve o tarihte mevcut olmayan bir genelgeye uymadığı gerekçesiyle sakat sayılamaz; ancak baştan beri uygulanmakta olan iki hükmün kapsamında kalmaya devam eder.
Buna karşılık bir güvence de mevcuttur ve yatırımcıların bunun varlığını bilmesinde yarar vardır. Danıştay, 40. madde uyarınca tesis edilecek geri almanın, vatandaşlığa alınma işleminin tarihinde veya bu tarihten önce mevcut bulunan hukuki ya da fiilî bir duruma dayanması gerektiğine, dolayısıyla sonradan gerçekleşen olayların geri almaya esas alınamayacağına ve sebeplerin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak somut ve nesnel bilgi ve belgelerle ortaya konulması gerektiğine hükmetmiştir (Danıştay Onuncu Dairesi, E. 2023/4836, K. 2024/6781, 24.12.2024). Bir başka uyuşmazlıkta Daire, idarenin vatandaşlığın kazanılmasından önce zaten elinde bulundurduğu bilgi ve belgelere dayanarak tesis ettiği geri alma yönündeki Cumhurbaşkanı kararını iptal etmiştir (Danıştay Onuncu Dairesi, E. 2022/7637, K. 2025/3313, 26.06.2025).
"Vatandaşlığım İptal Edildi. Ne Yapabilirim?"
Cevap, yukarıda ortaya konulan soru ile başlar: hangi madde uygulanmıştır? Öncelikle tespit edilmesi gereken husus budur ve bu husus tebligattan her zaman anlaşılamamaktadır. Yalan beyanda bulunmadığı ve hiçbir hususu gizlemediği için kendisine kusur atfedilemeyeceği kanaatinde olan bir yatırımcının bu soruda doğrudan hukuki yararı bulunur; aşağıda açıklanan seçenekler de tam olarak bu tür hâller bakımından mevcuttur.
5901 sayılı Kanun, Türk vatandaşlığının yeniden kazanılmasına ilişkin yolları 13, 14 ve 43. maddelerinde düzenlemektedir. Bu yolların hiçbiri, lafızları itibarıyla, yatırım yoluyla kazandığı vatandaşlığı 31. madde uyarınca iptal edilen veya 40. madde uyarınca geri alınan kişiyi kapsamamaktadır; zira anılan maddeler, izin almak suretiyle vatandaşlıktan çıkanları, ana veya babaya bağlı olarak vatandaşlığını kaybedenleri, 29. madde uyarınca vatandaşlığı kaybettirilenleri ve önceki mevzuat uyarınca vatandaşlığını yitirenleri düzenlemektedir. Mevcut durum için öngörülmüş bir iade müessesesi bulunmamaktadır.
Geriye kalan yol yeniden başvurudur; yani yeni ve tümüyle mevzuata uygun bir yatırıma dayanan, 12. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında yeni bir başvuru ya da 11. madde kapsamında olağan yoldan vatandaşlığa alınma başvurusu. Kanun'da yeniden başvuruyu engelleyen bir hüküm bulunmamakla birlikte, başvurunun ne şekilde karşılanacağını iki hüküm belirler. 12. maddenin birinci fıkrası, başvurucunun millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hâlinin bulunmamasını aramakta; 10. maddenin birinci fıkrası ise aranan şartların taşınmasının, kişiye Türk vatandaşlığının kazanılmasında mutlak bir hak sağlamadığını açıkça hükme bağlamaktadır.
İki madde arasındaki ayrım tam da bu noktada, teorik bir ilgi konusu olmaktan çıkarak belirleyici hâle gelmektedir. 31. madde ispatlanmış bir yalan beyanı veya gizlemeyi aramaktadır ve bu, başvurucunun şahsına ilişkin bir tespittir. 40. madde ise herhangi bir hile aramaz; bu nedenle başvurucunun kendisinin hiçbir yalan beyanda bulunmadığı ve hiçbir hususu gizlemediği bir dosyada da uygulanabilir. Kanun, her iki kişinin de yeniden başvuruda bulunmasını engellememektedir. Her iki hâlde de önceki kararın dayandığı sebep, idarenin 12. maddenin birinci fıkrası çerçevesinde inceleyeceği kayıtların bir parçasını oluşturur; iki sebebin yeniden başvuruda ne şekilde değerlendirileceğini ortaya koyan ve büroca bilinen yayımlanmış bir karar ise henüz bulunmamaktadır. Bu nedenle somut bir durumun değerlendirilmesi genel bir açıklamaya değil, danışma görüşmesine aittir.
Karara karşı hukuki yola başvurulmak istendiğinde, Türk hukukundaki genel kural, aleyhe tesis edilen idari işlemlere karşı idari yargıda iptal davası açılabilmesidir. Cumhurbaşkanı kararlarına karşı açılacak davalar, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 24. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştay'da görülür ve dava açma süreleri kesindir. Bu davalara ilişkin usul şartları katıdır; dilekçedeki bir eksiklik, işin esasına hiç girilmeden davanın reddi sonucunu doğurabilir. Bu husus dahi, işin usul yönünün en baştan itibaren esas kadar ciddiyetle ele alınmasını gerektiren başlı başına bir sebeptir. İptal işleminin ayakta kalması hâlinde ise Kanun'un 33. maddesi, Türkiye'deki malvarlığının bir yıl içinde tasfiyesini öngörmekte; ancak yargı yoluna başvurulmuş olması hâlinde bu süreyi açıkça durdurmaktadır.
Bütün bu hususlar dışarıdan değerlendirilebilecek nitelikte değildir. Hangi maddenin uygulandığı, dosyanın gerçekte neyi içerdiği, idarenin neye dayandığı, eşin ve her bir çocuğun hukuki durumu ve yeniden başvurunun gerçekçi olup olmadığı, tamamı belgelere bağlı meselelerdir. Bunlar bir yazının değil, bir değerlendirmenin konusudur.
Bu Tablo Yatırımcı Bakımından Ne Anlama Gelir
Programda bir değişiklik yoktur. Yatırım yolları, eşikler ve üç yıllık taahhüt süresi olduğu gibi durmaktadır. Ağustos 2026 rakamlarının kayda geçirdiği şey, Bakanlık açıklamasına göre şartları taşımayan dosyalara yönelik idari işlemler ve anılan açıklamada tarif edilen olayların büyük çoğunluğunda başvuru yapılmadan önce hazırlanmış belgelere yönelen bir müdahaledir. Bu nitelendirmelerin doğrulanıp doğrulanmayacağı, önümüzdeki yargılamanın konusudur.
Yatırımcının bu rakamlardan çıkarabileceği ders dar ve pratiktir. Yatırımın şartları karşılayıp karşılamadığını belirleyen belge aracının tasarrufunda değildir ve kusurlu bir dosyanın sonucuna katlanacak kişi başvurucudur. Bir komisyonu karşılamak üzere kurulan dosya o komisyonu karşılar; 12. maddenin birinci fıkrasının (b) bendini karşılamak üzere kurulan dosya ise bambaşka bir belgedir.
Vatandaşlık kararınız iptal edilmiş veya geri alınmışsa ya da başvurunuza esas alınan değerleme konusunda tereddüdünüz bulunuyorsa, Avukat Abdulsamed Burak Turak dosyayı inceleyerek uygulanan hüküm, aile bireylerinizin hukuki durumu ve açık kalan seçenekler bakımından somut olaya özgü bir değerlendirme sunar. Görüşme talepleri iletişim sayfası üzerinden iletilir.
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla yayımlanmıştır. Hukuki mütalaa niteliği taşımaz ve hiçbir kişi, başvuru veya derdest süreç hakkında sonuç içermez. Turak Hukuk Bürosu, bu metne dayanılarak alınacak kararlar bakımından sorumluluk üstlenmez; mevzuat ile idari uygulama değişebildiğinden, bilgilerin okunduğu tarih itibarıyla güncel olduğunun teyidi okuyucunun sorumluluğundadır. Somut bir duruma ilişkin kesinlik ancak danışma görüşmesiyle sağlanabilir; Avukat Abdulsamed Burak Turak ile görüşme, büronun iletişim sayfası üzerinden talep edilebilir.
Sık Sorulan Sorular
Türkiye yatırım yoluyla vatandaşlık programını sona erdirdi mi?
Hayır. İçişleri Bakanlığı'nın Ağustos 2026 tarihli açıklaması, anılan açıklamada tarif edildiği üzere münferit dosyalara yönelik idari işlemlere ilişkindir. Yatırım yolları, eşikler ve üç yıllık taahhüt yükümlülüğü değişmemiştir.
İptal ile geri alma arasındaki fark nedir?
5901 sayılı Kanun'un 31. maddesi uyarınca iptal, başvurucunun ispatlanmış yalan beyanını veya gizlemesini gerektirir ve iptal kararının tarihinden itibaren hüküm doğurur. 40. madde uyarınca geri alma ise yalnızca kanuni şartların oluşmamış olmasını gerektirir ve asıl karar tarihinden itibaren geçmişe etkili sonuç doğurur.
Karar eşimi ve çocuklarımı etkiler mi?
İptal, eşe ve asıl başvurucuya bağlı olarak vatandaşlık kazanan çocuklara sirayet eder. Vatandaşlığın kazanılmasından sonra doğan çocuğu ve evlenme yoluyla vatandaşlık kazanan eşi kapsamaz.
Taşınmazım, kanaatimce ettiği değerin üzerinde değerlenmişti. Vatandaşlığım risk altında mıdır?
Bu soru dosya görülmeden cevaplanamaz. Uygulanacak ölçüt, tapudaki satış bedelinin, yapılan ödemelerin ve uygunluğu tespit edilen tutarın her birinin eşiği ayrı ayrı karşılayıp karşılamadığıdır. Hukuki durumun tespiti ancak belgelerin incelenmesiyle mümkündür.
İptal veya geri alma sonrasında yeniden başvurabilir miyim?
5901 sayılı Kanun bu durum için öngörülmüş bir iade müessesesi içermemektedir. Sonraki başvuru, yeni ve tümüyle mevzuata uygun bir yatırıma dayanan yeni bir başvurudur. 12. maddenin birinci fıkrası millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel hâli bulunmamasını aramakta, 10. maddenin birinci fıkrası ise şartların taşınmasının mutlak bir hak sağlamadığını hükme bağlamaktadır.
2024 tarihli değerleme genelgeleri, bu tarihten önce verilmiş bir vatandaşlık kararına uygulanır mı?
Genelgeler başvuruların ne şekilde yapılacağını düzenlemekte olup Mart ve Aralık 2024 tarihli kendi yürürlük tarihlerinden itibaren uygulanır. Buna karşılık 5901 sayılı Kanun'un 31. ve 40. maddeleri 2009 yılından bu yana yürürlükte olup zamanaşımına tabi değildir.
Karara karşı dava açılabilir mi?
Türk hukukundaki genel kural, aleyhe tesis edilen idari işlemlere karşı idari yargıda iptal davası açılabilmesidir. Cumhurbaşkanı kararlarına karşı açılacak davalar 2575 sayılı Kanun'un 24. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştay'da görülür ve dava açma süreleri kesindir. Somut bir olayda dava yolunun açık olup olmadığı, dayanılan sebebe ve dosyanın içeriğine göre belirlenir.
Kaynaklar ve Atıflar
Birincil Kaynaklar
- İçişleri Bakanlığı, 04.08.2026 tarihli basın açıklaması: sahte değerleme ve ekspertiz operasyonu ile usulsüz vatandaşlık işlemleri (icisleri.gov.tr)
- 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu, 10, 11, 12, 13, 14, 31, 32, 33, 40 ve 43. maddeler (mevzuat.gov.tr)
- Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik, 2010/139 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, Resmî Gazete 06.04.2010, sayı 27544, 20, 57, 58, 66 ve 86. maddeler (mevzuat.gov.tr)
- Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, 2024/2 sayılı Genelge (01.03.2024 tarihli, 04.03.2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir) (tkgm.gov.tr)
- Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, 09.12.2024 tarihinde değiştirilen 2024/4 sayılı Genelge ve eki Kılavuz (tkgm.gov.tr)
- 2575 sayılı Danıştay Kanunu, 24. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi (mevzuat.gov.tr)
- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu (mevzuat.gov.tr)
- Danıştay Onuncu Dairesi: E. 2023/4836, K. 2024/6781, 24.12.2024 · E. 2022/7637, K. 2025/3313, 26.06.2025 · E. 2022/194, K. 2025/5781, 04.12.2025 · E. 2020/3336, K. 2024/3481, 30.09.2024
Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Mevzuat ve idari uygulama değişebilir; yazı, gösterilen tarihteki durumu yansıtır. Meselenize özgü değerlendirme için doğrudan Avukat Abdulsamed Burak Turak ile görüşebilirsiniz.
Avukat Abdulsamed Burak Turak
Avukat Abdulsamed Burak Turak İstanbul Barosu'na kayıtlıdır. Yabancı gerçek ve tüzel kişilerin Türkiye'deki şirket, gayrimenkul, bankacılık, vergi ve göç işlemlerinde hukuki temsil görevini yürütür. Dosyalar sorumlu avukat tarafından bizzat takip edilir.
Künyeyi görüntüleyinBaşka sorularınız var mı?
Sık sorulan sorular bölümünde, uygulamada en çok karşılaşılan başlıklara ilişkin cevaplar yer almaktadır.
Sık sorulan sorularDiğer yayınlar
Sonraki adım
Danışmanlık talebi
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Meselenize uygulanacak hükümler, dosyanızın kendi koşullarına göre belirlenir. Danışmanlık talebinizi iletebilirsiniz.
İstanbul Barosu · Sorumlu avukat · Yazışmalar meslek sırrı kapsamındadır
