Türkiye 2019 Yılından Bu Yana: Yatırımcıların Hafife Aldığı Yedi Yıllık Dönüşüm


Özet

Bu metin, Türk ekonomisinin 2019 ile 2026 yılları arasındaki yapısal dönüşümünü altı alanda belgelemektedir: savunma sanayiinde yerlileşme, altyapıda sermaye birikimi, teknoloji ve dijital hizmetler ekosistemi, turizm ve yumuşak güç, imalat ve ihracat disiplini ile yatırım teşvik çerçevesi. Metin, Batılı finans basınının Türkiye'ye ilişkin değerlendirmelerinin hâlâ 2018-2021 döneminin makroekonomik kaygılarına bağlı kaldığını ve sonrasında gerçekleşen yapısal değişiklikleri yeterince güncellemediğini ileri sürmektedir. Türkiye'yi ikamet, yatırım veya vatandaşlık ülkesi olarak değerlendiren yüksek servetli aileler bakımından 2026 kararının dayanacağı veriler, dış değerlendirmelerin çoğunun hâlâ üzerine kurulduğu 2019 çıpasının verilerinden esaslı biçimde farklıdır. Metin; Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi'nin, Türkiye İstatistik Kurumu'nun, Savunma Sanayii Başkanlığı'nın (SSB), Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) birincil materyalleri ile resmî bakanlık yayınlarına dayanmaktadır.

1. 2019 Çıpası Sorunu

Türkiye'ye ilişkin dış değerlendirmeler, özellikle Batılı finans kuruluşları ile politika yayınlarınca üretilenler, 2018 ile 2021 yılları arasında billurlaşmış bir makroekonomik çerçeveye dayanma eğilimindedir. Bu çerçeve kur oynaklığını, enflasyonu ve siyasi belirsizliği öne çıkarmaktadır. Tarif ettiği dönem bakımından hatalı bir çerçeve değildir; ancak izleyen beş yılın yapısal gelişmelerinden giderek kopmaktadır.

Bu metin, 2018-2021 çerçevesindeki kaygıların ortadan kalktığını ileri sürmemektedir. Enflasyon OECD ortalamalarına kıyasla yüksek seyretmekte ve kur politikası Türkiye'nin iktisat politikası kurumları içinde tartışılmaya devam etmektedir. Metnin ileri sürdüğü husus şudur: bu bilinen kaygılar, 2026 yılında ilgili çözümleme tablosunun 2019 yılındakinden daha küçük bir bölümünü oluşturmaktadır; zira tablonun kendisi, 2019 yılında hiç bulunmayan veya henüz emekleme aşamasında olan gelişmeleri içerecek biçimde genişlemiştir. İzleyen altı alan, bu gelişmeleri tarif etmektedir.

2. Savunma Sanayiinde Yerlileşme

2019 yılında Türk savunma sektörü başlıca silah sistemlerinin çoğunluğunu ithal etmekteydi. 2026 yılına gelindiğinde bu seyir esaslı biçimde tersine dönmüştür. Baykar tarafından üretilen Bayraktar TB2 ve Bayraktar Akıncı insansız hava sistemleri otuzdan fazla yabancı ordu tarafından harekâtta kullanılmış ve insansız harbin sınai mantığını dünya ölçeğinde değiştirmiştir. MİLGEM (Millî Gemi) korvet programı, Türk Deniz Kuvvetleri'nde görev yapan ve Pakistan ile Ukrayna'ya ihraç edilen platformlar üretmiştir. Hürjet süpersonik eğitim uçağı, Anka insansız platformu, Atak helikopteri ve SİPER programı kapsamında üretilen hava savunma füze sistemlerinden her biri, 2019 yılında benzer ölçekte bulunmayan yerli bir kabiliyeti temsil etmektedir.

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından geliştirilen ve KAAN adı verilen beşinci nesil savaş uçağı programı, ilk uçuşunu 2024 yılında gerçekleştirmiş olup seri üretiminin 2020'li yılların sonlarında başlaması kamuya açıklanmıştır. Türkiye'nin ilk nükleer santrali olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali 2024 yılından itibaren aşamalı olarak devreye alınmış olup tam kapasitede ülke elektriğinin yaklaşık yüzde onunu karşılaması beklenmektedir.

Savunma sektöründeki dönüşüm yalnızca sınai nitelikte değildir. Savunma Sanayii Başkanlığı, savunma ihracatı rakamlarının her yıl esaslı biçimde yükseldiğini ve 2025 yılı ihracatının 2019 yılı düzeyinin birkaç katına ulaştığını bildirmektedir. Yüksek servetli aileler bakımından stratejik sonuç şudur: Türkiye 2026 yılında, 2019 yılında olmadığı bir biçimde savunma sanayii ülkesidir ve bu konumun getirdiği tedarik zinciri derinliğine, mühendislik yetenek havuzuna ve ihracat ilişkilerine sahiptir.

3. Altyapıda Sermaye Birikimi

2019 ile 2026 arasındaki dönem, Türkiye'nin olgun ekonomi altyapısını OECD ortalamasıyla rekabet edebilir, belirli yönlerden ise bu ortalamayı aşan bir düzeye taşımıştır.

2018 yılında açılan ve 2019 yılında tam ölçekte işletmeye alınan İstanbul Havalimanı, 2026 yılına gelindiğinde yolcu trafiği bakımından dünyanın en yoğun uluslararası aktarma merkezleri arasında istikrarlı biçimde anılır hâle gelmiştir ve tasarım kapasitesi, yeniden inşaya gerek olmaksızın büyümeyi karşılamaktadır. İstanbul'un Anadolu yakasındaki Sabiha Gökçen Havalimanı ile birlikte şehir, toplamda yaklaşık yüz milyon yolcuya hizmet veren iki büyük uluslararası aktarma merkezi işletmektedir.

2022 yılında açılan 1915 Çanakkale Köprüsü, orta açıklığı bakımından dünyanın en uzun asma köprüsü olup Çanakkale Boğazı'nın Asya ve Avrupa kıyılarını birbirine bağlamaktadır. Köprü, genişleyen ulusal karayolu ağı ile İstanbul'u, Ankara'yı, Konya'yı, Eskişehir'i ve diğer büyük merkezleri Avrupa emsalleriyle uyumlu hız ve sefer sıklığında birbirine bağlayan yüksek hızlı demiryolu sistemine entegre olmaktadır.

İlk aşaması 2013 yılından bu yana işletmede olan ve 2019 yılında tümüyle entegre edilen Marmaray demiryolu tüneli, İstanbul Boğazı'nın altından Asya ile Avrupa arasında demiryolu bağlantısı sağlamaktadır. Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile Avrasya Tüneli, on yıl önce bulunmayan çok modlu bir Boğaz geçiş kapasitesini tamamlamaktadır.

Benzer ölçekteki enerji altyapısı, 2020 yılından bu yana işletmede olan TurkStream doğal gaz boru hattını ve 2018 yılından bu yana işletmede olup 2022 sonrasında Avrupa'nın enerji arz güvenliğine esaslı katkı sunan Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı'nı (TANAP) kapsamaktadır. Karadeniz'de 2020 yılında keşfedilen ve 2023 yılında üretime geçen Sakarya gaz sahası, Türkiye'nin enerji ithalatına bağımlılığının azalmasına katkıda bulunmuştur.

Bu projelerin dayandığı yatırım hacmi, merkezî bütçenin, kamu özel iş birliklerinin ve uluslararası finansmanın bir bileşiminden karşılanmış olup, yedi yıllık dönem boyunca bileşik biçimde artan sürekli bir sermaye birikimini temsil etmektedir.

4. Teknoloji ve Dijital Hizmetler Ekosistemi

2019 yılının Türk teknoloji ekosistemi kayda değer bir yetenek derinliği ile birkaç dikkat çekici şirketle nitelenmekte, ancak küresel erişimi sınırlı kalmaktaydı. 2026 yılına gelindiğinde ekosistem, uluslararası ölçekte ve tanınırlıkta birden fazla şirket üretmiştir.

2018 yılından bu yana çoğunluk hissesi Alibaba Grubu'nda bulunan elektronik ticaret platformu Trendyol bölge genelinde büyümüş ve birkaç milyar dolarlık bir değerlemeyle faaliyet göstermektedir. İstanbul'da kurulan hızlı teslimat platformu Getir, 2022 yılında on üç milyar ABD dolarını aşan bir değerleme üzerinden kaynak sağlamış, 2024 yılında ise faaliyetlerini esas Türkiye piyasasında yoğunlaştırmıştır; şirketin işletme modeli, kent lojistiğinde kategori tanımlayıcı bir örnek olarak incelenmektedir. İstanbul'da kurulan mobil oyun şirketi Peak Games, 2020 yılında Zynga tarafından 1,8 milyar ABD doları bedelle devralınmış olup bu işlem, gelişmekte olan piyasalardan bir şirketin oyun sektöründeki en büyük devralmalarından biri olma niteliğini korumaktadır. Merkezi İstanbul'da bulunan ve dünya çapında faaliyet gösteren pazarlama teknolojisi platformu Insider, bir milyar doları aşan bir değerlemeye ulaşmış ve gelişmiş piyasalardaki müvekkil tabanına açılmıştır.

Bu dikkat çekici örneklerin ötesinde, Türk yazılım ihracatı sektörü, STM ile birkaç özel şirket etrafında şekillenen siber güvenlik ekosistemi, İstanbul merkezli finansal teknoloji kümesi ile oyun ve medya üretimi sektörleri birlikte, 2019 temeline kıyasla esaslı biçimde büyümüş bir ekosistem meydana getirmiştir. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, teknoloji sektöründeki doğrudan yabancı yatırım, yazılım ihracatı ve girişim sermayesi faaliyeti bakımından istikrarlı biçimde yükselen rakamlar bildirmektedir.

5. Turizm ve Yumuşak Güç

Türkiye 2019 yılında yaklaşık kırk beş milyon uluslararası ziyaretçi ağırlamıştır. 2024 yılında bu rakam altmış milyonu aşmış olup 2025 yılı rakamları daha da yüksektir. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı'nın (TGA) verileri ile Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü'nün doğrulayıcı verilerine göre Türkiye, ziyaretçi girişleri bakımından dünyanın en çok ziyaret edilen beş uluslararası turizm ülkesi arasında yer almaktadır.

Sonuçlar turizm gelirinin ötesine geçmektedir. Bu ölçekteki uluslararası ziyaretçi akışları; gayriresmî kültürel diplomasi, mesleki bağlantılar, taşınmaz talebi ve eğitim ilgisi üretmekte olup bunların her biri zaman içinde bileşik biçimde artmaktadır. Türk televizyon dizilerinin yüz elliden fazla ülkeye kültürel ihraç ürünü olarak sunulduğu sinema alanında, yayıncılıkta, ilmî geleneklerde ve restore edilmiş Osmanlı mimari mirasında Türkiye'nin yumuşak güç konumu, turizm rakamlarına paralel biçimde genişlemiştir.

Yüksek servetli aileler bakımından yapılan değerlendirmede turizm hacmi yatırımla doğrudan ilgili değildir. Bununla birlikte turizm hacmi; ülkenin dışa erişilebilirliğinin, algılanan istikrarının ve kültürel geçirgenliğinin öncü göstergesidir ve bunların her biri ikamet ile vatandaşlığa ilişkin uzun vadeli tezle ilgilidir.

6. İmalat ve İhracat Disiplini

Türkiye'nin ihracatı 2019 yılında yaklaşık yüz seksen milyar ABD doları iken 2024 yılında iki yüz altmış milyar doları aşmış olup, Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) verilerine göre 2025 ve 2026 rakamları da aynı seyri sürdürmektedir. İhracatın bileşimi daha yüksek katma değerli kalemlere doğru kaymıştır. Ford Otosan, Tofaş (Fiat), Toyota, Renault ve Hyundai'nin imalat faaliyetlerine dayanan otomotiv sektörü en büyük tek ihracat kalemi olmayı sürdürmüştür. Beyaz eşya üreticileri Arçelik (Beko) ve Vestel Avrupa piyasasındaki konumlarını genişletmiştir. Savunma sektörü, yukarıda ele alındığı üzere anlamlı bir ihracat kalemi hâline gelmiş; ilaç ve tıbbi cihaz ihracatı büyümüş, yazılım ve dijital hizmetler ise ihracat hesaplarına resmen girmiştir.

Bu imalat derinliğini destekleyen yatırım teşvik çerçevesi, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen beş kategorilik yatırım teşvik belgesi düzeni üzerinden işlemektedir. Her kategori; vergi istisnaları, gümrük vergisi muafiyeti, sigorta primi işveren hissesi desteği, faiz desteği ve bedelsiz yatırım yeri tahsisinden oluşan belirli bir bileşim sağlamaktadır. Serbest bölgeler, organize sanayi bölgeleri ve teknoloji geliştirme bölgeleri, ihracata ve teknolojiye yönelen faaliyetlere ek yapısal destek sunmaktadır.

2025 yılının sonlarından bu yana izlenen yasama yönelimi, bu teşviklerin genişletileceğine işaret etmektedir; bunun en dikkat çekici örneği, şartları taşıyan imalatçılar bakımından ihracattan elde edilen kazanca yüzde yüz kurumlar vergisi istisnası uygulanacağının açıklanmasıdır. Bu tam istisnanın kanuni biçimi, bu metnin yayımlandığı tarih itibarıyla yasama sürecinde olup, yönelimin kendisi Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi'nin ve ilgili bakanlıkların resmî açıklamalarında belgelenmektedir. Ayrıca, 04.06.2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7582 sayılı Kanun, 8. maddesiyle, sanayi siciline kayıtlı imalatçıların üretimden elde ettikleri kazanç bakımından 2027 yılından itibaren geçerli olmak üzere indirimli kurumlar vergisi oranını hâlihazırda getirmiştir; bu da teşvik yöneliminin kanuni biçim almaya başladığını göstermektedir.

7. Yatırım Teşvik Çerçevesi

İhracatın vergilendirilmesine ilişkin yönelimin ötesinde, Türkiye'nin 2026 yılındaki yatırım teşvik çerçevesi kısaca tarif edilmeyi hak eden birkaç aracı içermektedir. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB), yabancı yatırımcıların yürüttüğü girişimlere yönelik programlar dâhil olmak üzere küçük ve orta ölçekli işletmelere hibe ve destek programları yürütmektedir. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), araştırma ve geliştirmeye yönelik hibeleri, araştırmanın ve ticarileşmenin farklı ölçeklerine karşılık gelen 1505, 1507 ve 1512 numaralı programlar dâhil olmak üzere yürütmektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen beş kategorilik yatırım teşvik belgesi düzeni, yere, sektöre ve ölçeğe özgü teşvikler sağlamaktadır. Serbest bölgeler, ihracata yönelen faaliyetler bakımından kurumlar vergisi istisnası, gümrük vergisi muafiyeti ve kambiyo esnekliği sunmaktadır. Organize sanayi bölgeleri altyapı ve arsayı elverişli şartlarla sağlamakta, teknoloji geliştirme bölgeleri (teknoparklar) ise yazılım ve araştırma faaliyetlerine vergi istisnaları tanımaktadır.

2026 yılının yasama gelişmesi bu çerçeveyi ikamet ve kişisel vergilendirme boyutlarına da taşımaktadır. Şartları taşıyan yeni Türkiye mukimlerinin yurt dışı kaynaklı gelirlerine tanınan yirmi yıllık gelir vergisi istisnası, 04.06.2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7582 sayılı Kanun ile getirilmiş olup bu serinin ayrı bir metninde ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.

8. Bileşik Tablo

Bu metnin amacı, yukarıdaki unsurlardan herhangi birini tek başına ayrıntılı biçimde değerlendirmek değildir. Amaç, bu unsurların birlikte ele alındıklarında, 2019 ile 2026 arasındaki dönemde bileşik biçimde artan ve 2018-2021 çerçevesine bağlı kalan dış değerlendirmelere henüz yeterince yansımamış bir yapısal dönüşümü tarif ettiğini göstermektir.

Türkiye'yi 2026 yılında ikamet, yatırım veya vatandaşlık ülkesi olarak değerlendiren yüksek servetli bir aile bakımından makroekonomik tablo, 2019 çıpasının işaret ettiğinden esaslı biçimde daha güçlüdür. Savunma sanayii derinliği, altyapı zemini, teknoloji ekosistemi, turizm ve yumuşak güç konumu, imalat ve ihracat disiplini ile yatırım teşvik çerçevesi birlikte; siyasi dönemler, kur ayarlamaları ve dış şoklar boyunca gelişmeye devam etmiş bileşik bir tablo oluşturmaktadır. Yedi yıllık bileşik artış henüz tamamlanmamış olup, yukarıda tarif edilen yasama ve sermaye birikimi seyirleri 2020'li yılların sonuna kadar sürecek bir gelişmeye işaret etmektedir.

Somut yatırım kararları elbette somut çözümleme gerektirir ve böyle bir çözümleme, yayımlanmış bir metnin değil danışma görüşmesinin konusudur. Makroekonomik tablo yalnızca şunu ileri sürmektedir: soru, yedi yıl öncesinin çıpalanmış varsayımlarıyla değil, güncel bir veri zemini üzerinden bu anda sorulmayı hak etmektedir.

Bu metin yalnızca genel bilgilendirme amacıyla yayımlanmıştır. Hukuki veya yatırım danışmanlığı niteliği taşımaz ve hiçbir kişi, başvuru veya derdest süreç hakkında sonuç içermez. Turak Hukuk Bürosu, bu metne dayanılarak alınacak kararlar bakımından sorumluluk üstlenmez; mevzuat ile idari uygulama değişebildiğinden, bilgilerin okunduğu tarih itibarıyla güncel olduğunun teyidi okuyucunun sorumluluğundadır. Somut bir duruma ilişkin kesinlik ancak danışma görüşmesiyle sağlanabilir; Avukat Abdulsamed Burak Turak ile görüşme, büronun iletişim sayfası üzerinden talep edilebilir.

Kaynaklar ve Atıflar

  • Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, "Neden Türkiye" materyalleri ve sektöre özgü bültenler (invest.gov.tr).
  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2019-2026 makroekonomik ve dış ticaret istatistikleri.
  • Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB), resmî ihracat ve kabiliyet bültenleri.
  • Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), aylık ve yıllık ihracat istatistikleri.
  • T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, yatırım teşvik belgesi mevzuatı ve belgeleri.
  • T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, turizm giriş istatistikleri.
  • Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO), Uluslararası Turizm Raporları.
  • Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA), tanıtım ve istatistik materyalleri.
  • 7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmî Gazete 04.06.2026, sayı 33270, özellikle 4. ve 8. maddeler.
  • Yatırım teşvik çerçevesi bölümünde atıf yapılan kanun metinleri bakımından Resmî Gazete arşivi.
  • Baykar, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ), MİLGEM programı, Ford Otosan, Arçelik ve atıf yapılan diğer kurumsal yapıların kamuya açık bildirimleri.

Turak Hukuk Bürosu, 2019 yılında kurulmuş bir Türk hukuk bürosudur; sınır ötesi müvekkiller bakımından yatırım yoluyla vatandaşlık, taşınmaz, bankacılık ve finans, şirketler, aile, vergi, yabancılar ve deniz hukuku alanlarında hukuki danışmanlık vermektedir. Avukat Abdulsamed Burak Turak İstanbul Barosu'na kayıtlıdır.

Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Mevzuat ve idari uygulama değişebilir; yazı, gösterilen tarihteki durumu yansıtır. Meselenize özgü değerlendirme için doğrudan Avukat Abdulsamed Burak Turak ile görüşebilirsiniz.

Avukat Abdulsamed Burak Turak

Avukat Abdulsamed Burak Turak İstanbul Barosu'na kayıtlıdır. Yabancı gerçek ve tüzel kişilerin Türkiye'deki şirket, gayrimenkul, bankacılık, vergi ve göç işlemlerinde hukuki temsil görevini yürütür. Dosyalar sorumlu avukat tarafından bizzat takip edilir.

Künyeyi görüntüleyin

Başka sorularınız var mı?

Sık sorulan sorular bölümünde, uygulamada en çok karşılaşılan başlıklara ilişkin cevaplar yer almaktadır.

Sık sorulan sorular

Sonraki adım

Danışmanlık talebi

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Meselenize uygulanacak hükümler, dosyanızın kendi koşullarına göre belirlenir. Danışmanlık talebinizi iletebilirsiniz.

İstanbul Barosu · Sorumlu avukat · Yazışmalar meslek sırrı kapsamındadır