2026 Yılında Türk Pasaportu: Yüksek Servetli Aileler Bakımından Jeopolitik Değerlendirme


Özet

Bu metin, 2026 yılının jeopolitik koşullarını yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı programının belgelenmiş hukuki mimarisiyle birlikte incelemekte ve bugün Türk vatandaşlığı lehine ileri sürülebilecek savın, programın 2017 yılındaki modern kuruluşu sırasında geçerli olan savdan esaslı biçimde farklılaştığını ortaya koymaktadır. Metin, yüksek servetli bireylerden oluşan ailelerin hareketlilik planlamasını yeniden şekillendiren dört yapısal kırılma hattını, yani Amerika Birleşik Devletleri ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki ayrışmayı, 2022 sonrasında Avrupa'nın enerji ve göç politikasının yeniden kurgulanmasını, İsrail-İran-Levant koridorundaki oynaklığı ve Avrupa Birliği içinde hareketlilik haklarının daralmasını ortaya koymakta ve Türkiye Cumhuriyeti'ni bu dört hattın kesişiminde konumlandırmaktadır. Metin ardından Türk pasaportunun bu bağlamda sağladığı fiilî seçenek genişliğini incelemekte, savın sınırlarını belirlemekte ve Türkiye'yi benzer konumdaki ülkelerden ayıran medeniyet boyutuyla sona ermektedir. Metin; Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi'nin, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) ve Resmî Gazete arşivinin birincil kaynakları ile Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün, BRICS grubunun ve Türk Devletleri Teşkilatı'nın kamuya açıklanmış konumlarına dayanmaktadır.

1. 2026 Çerçevesi

2026 yılının yüksek servetli müvekkili, yatırım yoluyla vatandaşlığa yalnızca bir statünün kazanılması olarak yaklaşmamaktadır. Bu müvekkiller konuyu; coğrafyalar, hukuk düzenleri ve siyasi kırılma hatları arasında bir portföy kurma çalışması olarak ele almaktadır. Bu nedenle asıl soru, karşılaştırmalı bir tabloda hangi pasaportun daha üst sırada yer aldığı değildir; zira bu soruluş biçimi, artık mevcut olmayan istikrarlı bir karşılaştırma zeminini varsaymaktadır. Asıl soru, hangi pasaportun bir aileyi yeni risk mimarisi karşısında en sağlam biçimde konumlandırdığıdır.

Yeni mimari, 2010'lu yılların sonundaki mimariden dört yönden ayrılmaktadır. Birincisi, Amerika Birleşik Devletleri ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki yapısal ayrışma, 2017 yılındaki tahmin niteliğinden çıkarak 2026 yılına gelindiğinde fiilî bir gerçekliğe dönüşmüş ve varlıkları, işletmeleri veya eğitim bağları her iki blokta bulunan aileler bakımından hesabı esaslı biçimde değiştirmiştir. İkincisi, Şubat 2022'de Rusya Federasyonu'nun Ukrayna'yı işgali, Soğuk Savaş sonrası Avrupa enerji düzenine son vermiş, Avrupa Birliği'nin güney ve doğu sınırlarını fiilen yeniden çizmiş ve 2026 yılına kadar süregelen, kıta çapında bir ikamet ve vatandaşlığa alınma hakları sıkılaşmasını hızlandırmıştır. Üçüncüsü, 2023 yılından bu yana İsrail-İran-Levant koridorundaki uzun süreli istikrarsızlık, Körfez'de, Mısır'da, Ürdün'de ve Lübnan'da yüksek servetli ailelerin risk değerlendirmesini yeniden biçimlendirmiştir. Dördüncüsü, Avrupa Birliği'nin göç politikasına verdiği karşılığın birikimli etkisi, 2021 ile 2025 yılları arasında Portekiz'de, Yunanistan'da, İrlanda'da, Hollanda'da ve Birleşik Krallık'ta yatırımcı programlarının daraltılması veya sona erdirilmesi biçiminde görünür hâle gelmiş ve Avrupa'daki yatırım yoluyla vatandaşlık ve ikamet stokunu esaslı ölçüde azaltmıştır.

Bu dönüşen manzara karşısında, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen ve 2010/139 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik ile sonraki değişiklikleri çerçevesinde uygulanan Türk vatandaşlık mimarisi, temel hükümleri bakımından istikrarını korumuştur. Bu süreklilik başlı başına dikkate değerdir. Başka ülkeler iç siyasi baskı altında programlarını yeniden düzenlerken, daraltırken veya sona erdirirken, Türkiye programını üç seçim dönemi ile kapsamlı bir kur istikrarı dönemi boyunca sürdürmüştür. Bu istikrar, 2026 yılının müvekkilinin yapması gereken değerlendirmede göz önünde tutulacak hususlardan yalnızca biridir.

2. Dört Yapısal Kırılma Hattı

2.1 Amerika Birleşik Devletleri ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki ayrışma

Amerika Birleşik Devletleri ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki ayrışma; sermaye piyasaları, teknoloji tedarik zincirleri ve eğitim hareketliliği bakımından 2018 yılından bu yana dalgalı fakat açık biçimde ilerlemiştir. 2026 yılına gelindiğinde, her iki ülkede varlığı bulunan aileler sınır ötesi bankacılıkta, teknoloji aktarımında ve vize politikasında giderek artan bir sürtünme ile karşılaşmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri'nin Yurt Dışı Yatırım Güvenliği Programı, Ortak Raporlama Standardı çerçevesinde gerçek faydalanıcı bildirimlerinin genişlemesi ve Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Döviz İdaresi'nin yurt dışına yapılan transferleri sıkılaştırması, her biri kendi yönünden, bu ailelerin daha önce sahip olduğu hareket alanını daraltmaktadır.

Türk pasaportu bu gerilimi çözmez; esasen hiçbir hukuki araç çözmez. Türk pasaportunun sunduğu şey, üçüncü bir hukuk düzeninde seçenek genişliğidir; yani her iki blokla da çalışan ilişkilerini sürdüren, buna karşılık hiçbirine münhasıran ait olmayan bir hukuk rejimi altında varlık tutma, iş yapma ve sonraki kuşağı yetiştirme imkânıdır. Türkiye'nin bir yandan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü üyeliği, diğer yandan BRICS ekonomik grubuna katılmak üzere 2024 yılında yaptığı başvuru, bu çift yönlü duruşu açıklanmış bir politika olarak somutlaştırmaktadır.

2.2 2022 sonrasında Avrupa'nın yeniden kurgulanması

Rusya Federasyonu'nun Ukrayna'yı işgali, Rus doğal gazı üzerine kurulu otuz yıllık Avrupa enerji düzenine son vermiş olup, yerine geçecek mimari hâlâ inşa hâlindedir. Türkiye bu inşanın merkezinde bulunmaktadır. 2020 yılından bu yana işletmede olan TurkStream boru hattı, 2018 yılından bu yana işletmede olan ve Azerbaycan gazını Türkiye üzerinden Avrupa piyasalarına bağlayan Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) ile Karadeniz'deki Sakarya sahasında yapılan keşifler, ülkeyi Avrupa'nın enerji arz güvenliği planlamasında yapısal bir aracı konumuna yerleştirmiştir. Sonuçlar doğal gazın ötesine geçmektedir; zira Türkiye aynı zamanda Çin imalatını Rusya'dan geçmeksizin Avrupa piyasalarına bağlayan Orta Koridor'un başlıca aktarma güzergâhıdır.

Bununla eşzamanlı olarak Avrupa Birliği kendi hareketlilik rejimini daraltmıştır. Portekiz 2023 yılında yatırımcı ikamet programının taşınmaz ayağını sona erdirmiştir. İrlanda ve Birleşik Krallık yatırımcı programlarını 2022 ile 2024 yılları arasında kapatmıştır. Yunanistan 2024 yılında taşınmaz eşiğini esaslı biçimde yükseltmiş, Hollanda ise aynı yıl programını sona erdirmiştir. Birikimli sonuç, yüksek servetli aileler bakımından yatırım yoluyla ikamet yollarına 2017 yılındakine kıyasla belirgin ölçüde daha kapalı bir Avrupa'dır.

Türkiye'nin vatandaşlık programı, işleyişi istikrarlı ve temel eşikleri bakımından mevzuatta değişmemiş hâliyle, işte bu yapısal arka plan karşısında değerlendirilmelidir.

2.3 İsrail-İran-Levant koridoru

İsrail-İran-Levant koridorunda 2023 yılından bu yana süregelen askerî ve diplomatik istikrarsızlık, geniş bölge genelinde yüksek servetli ailelerin risk değerlendirmesini esaslı biçimde değiştirmiştir. Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerindeki, Mısır'daki, Ürdün'deki ve Lübnan'daki aileler ile İran diasporası içindeki aileler, hem etkin koridora fiziken uzak hem de temeldeki uyuşmazlıklar bakımından hukuken tarafsız bir ülkede ikinci bir pasaport tutmanın önemini yeniden tartmıştır. Türkiye'nin bu dinamikle ilişkisi karmaşıktır: ülke başlıca tarafların tamamıyla diplomatik ilişkilerini sürdürmekte, etkilenen her topluluktan kayda değer diaspora nüfuslarına ev sahipliği yapmakta ve bölgesel gelişmelerden bağımsız olarak istikrarlı bir sivil hukuk düzeni işletmektedir. Türkiye'de ikamet, teknik hukuki anlamda bir sığınma değildir; ancak bir ailenin elinde kalan seçenekleri kullanabileceği bir üs niteliğindedir.

2.4 Avrupa Birliği'nde hareketliliğin daralması

Yatırımcı ikamet yollarının kapatılmasının ötesinde, Avrupa Birliği 2022 yılından bu yana genel hareketlilik mimarisini de sıkılaştırmıştır. Batı dışı ülkelerin pasaportlarını taşıyan yüksek servetli kişiler bakımından Schengen vize ret oranları 2022 ile 2025 yılları arasında esaslı biçimde yükselmiştir. Fransa'da, Almanya'da ve Hollanda'da vatandaşlığa alınma süreleri uzamıştır. İspanya ile İtalya'nın vergi mukimliği kuralları, bu ülkelerin yerleşik olmayan yüksek servetli aileler bakımından çekiciliğini azaltacak biçimde değiştirilmiştir. Birikimli sonuç, 2017 yılının planlama varsayımlarının öngördüğünden daha az misafirperver bir Avrupa'dır.

3. Türkiye'nin Stratejik Konumu

Türkiye Cumhuriyeti 2026 yılında, çağdaş bir benzeri bulunmayan bir yapısal konum işgal etmektedir. Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü üyesi olup aynı zamanda BRICS'e aday olan tek ülkedir. Avrupa Konseyi üyesi, İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ve Türk Devletleri Teşkilatı'nın kurucu üyesi olan tek G20 ekonomisidir. Karadeniz ile Akdeniz arasındaki tek deniz bağlantısını oluşturan ve 1936 tarihli Montrö Sözleşmesi ile rejimi belirlenen İstanbul ve Çanakkale boğazlarına hâkimdir. Pekin'i Berlin'e Rusya'dan geçmeksizin bağlayan Orta Koridor'un başlıca kara köprüsüdür ve Hazar, Akdeniz ile Karadeniz kaynaklarının Avrupa piyasalarına aktığı bir enerji merkezidir.

Bu konumlardan her biri tek başına dahi Türkiye'yi emsal ülkelerden ayırmaya yeterlidir. Birlikte ele alındıklarında ise, dünyanın eskisine göre daha az sayıda aracıya sahip olduğu bir dönemde kendisini bloklar arası aracı olarak yapılandırmış bir ülkeyi tarif etmektedirler. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi'nin resmî iletişimi bu konumlanmayı yatırım fırsatı diliyle anlatmaktadır; bu metin ise aynı konumlanmanın vatandaşlık değerlendirmesini doğrudan ilgilendirdiğini tespit etmektedir.

Bu açıdan bakıldığında Türk pasaportu esas olarak bir vizesiz seyahat aracı değildir; her ne kadar kayda değer sayıda ülkeye vizesiz veya varışta vize ile giriş imkânı sağlasa ve bunun güncel kapsamı IATA Seyahat Bilgi Kılavuzu ile kabul eden devletlerin resmî duyurularında yayımlansa da. Türk pasaportu daha esaslı olarak, başka hukuk düzenlerinin giderek aralarında seçim yapmaya zorlandığı kırılma hatlarının tamamında işlevini sürdürecek biçimde yapılanmış bir devlete erişim aracıdır.

4. Fiilî Seçenek Genişliği

2026 yılında yüksek servetli bir aile bakımından Türk pasaportu, sırasıyla ele alınabilecek birkaç katmanda fiilî seçenek genişliği sağlamaktadır.

Birinci katman harekete ilişkindir. Pasaport, Asya'da, Latin Amerika'da ve diğer bölgelerde kayda değer sayıda ülkeye vizesiz veya varışta vize ile giriş imkânı tanımaktadır. Bu metin bilinçli olarak hiçbir ülke listesi ve hiçbir ülke sayısı vermemektedir; zira vize rejimleri kabul eden devletlerin egemenlik tasarruflarıdır, önceden haber verilmeksizin değişebilir ve sorumlu bir hukuki yayın, başka bir devletin yarın değiştirebileceği bir hususu yerleşmiş gibi sunmaz. Hedeflenen herhangi bir ülke bakımından güncel durum, planlama anında IATA Seyahat Bilgi Kılavuzu ile kabul eden devletin resmî duyuruları karşısında teyit edilir ve büro bu teyidi vekâlet ilişkisi kapsamında kendisi yapar.

İkinci katman şirket kuruluşuna ilişkindir. Türk vatandaşları, anonim şirket veya limited şirket türünde Türk şirketlerini yabancı yatırımcılara uygulanan sınırlamalara tabi olmaksızın kurabilir, bunlara sahip olabilir ve bunları işletebilir. Belirli yabancı uyruklulara uygulanan sınırlamalara tabi olmaksızın taşınmaz edinebilir ve Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) düzenlediği çerçeve içinde sermaye piyasalarına katılabilirler. Mülkiyetin Türk vatandaşı sıfatıyla tutulması, yabancı yatırımcı statüsünün karmaşıklaştırdığı sınır ötesi bankacılık, düzenleme ve vergi anlaşması ilişkilerinin birçoğunu sadeleştirmektedir.

Üçüncü katman ikamet hakkına ilişkindir. Türk vatandaşlığı, tanımı gereği, Türkiye'de ayrıca bir izne gerek olmaksızın ikamet etme hakkıdır ve bu hak, tam da başka ülkeler vatandaş olmayanlara yönelik giriş ve ikamet rejimlerini sıkılaştırdığında esaslı bir değer kazanmaktadır. Bir aile, zorunluluk hâlinde, bulunma hakkının kayıtsız şartsız tanındığı istikrarlı bir ülkeye çekilebilir.

Dördüncü katman kuşaklar arası kapsama ilişkindir. Türk vatandaşlığı, 5901 sayılı Kanun'un 12. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki kanuni şartlar çerçevesinde, karar tarihinde eşi ve bakmakla yükümlü olunan çocukları da kapsar. Bu aile bireyleri sonradan şirket kurma, taşınmaz edinme ve ikamet etme bakımından asıl başvurucu ile aynı hukuki ehliyetleri kullanabilir; böylece seçenek genişliğinin kendisi sonraki kuşağa geçer.

Beşinci katman eğitimin sürekliliğine ilişkindir. Türk üniversiteleri İstanbul ve Ankara'da Türkçe, İngilizce ve Arapçanın bir arada bulunduğu bir ortamda faaliyet göstermektedir. Boğaziçi, Sabancı, Koç ve Bilkent üniversitelerinin uluslararası programları, sonraki kuşağı diller ve medeniyetler arasında hareket edecek olan aileler bakımından bir süreklilik köprüsü sunmakta olup, bu kurumlardan birkaçı başlıca uluslararası üniversite sıralamalarında yer almaktadır.

5. Savın Sınırları

Bu metin bir görüş metnidir; bir savunma belgesi değildir. Yukarıdaki çözümlemenin üç sınırı burada açıkça belirtilmektedir.

Birincisi, metnin dayandığı jeopolitik tez bir tezdir, bir öngörü değildir. Tarif edilen kırılma hatları gelişebilir, zayıflayabilir veya yön değiştirebilir; Türkiye'nin somut konumu da kendi politika tercihleri, başka devletlerin tercihleri ya da henüz öngörülmeyen olaylar sonucunda kayabilir. Bir vatandaşlık kararı, 2026 yılında bu tercihi cazip kılan koşulların 2031 yılının koşulları olmayabileceği ihtimalini gözetmelidir.

İkincisi, Türk vatandaşlığı haklar kadar yükümlülükler de doğurur ve bir ayrımın tam olarak ifade edilmesi gerekir. Türk vatandaşlığı, tek başına, dünya çapındaki gelir üzerinden Türk vergisine tabi olma sonucunu doğurmaz. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 3. ve 4. maddeleri uyarınca bu yükümlülük, vatandaşlıktan değil, Türkiye'de yerleşmekten doğar; yerleşme ise ikametgâhın Türkiye'de bulunması veya bir takvim yılı içinde devamlı olarak altı aydan fazla oturulması ile gerçekleşir. Türkiye'de yerleşen bir aile, yürürlükteki hukukun tanıdığı istisnalar saklı kalmak üzere, genel hükümlere göre dünya geliri üzerinden vergilendirilir. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri kişileri bakımından, Yabancı Hesaplar Vergi Uyum Kanunu (FATCA) kapsamındaki bildirim yükümlülükleri Türk vatandaşlığının kazanılmasıyla sona ermez; Amerikan vergi yetkisinin geniş kapsamı Türk vatandaşlığına alınma ile daralmaz. Türk vatandaşlığını değerlendiren aileler, kendi ülkelerindeki her vergi yükümlülüğünü tam olarak bilerek yapılanmalıdır.

Üçüncüsü, Türk vatandaşlık programı Türk hukuki, idari ve siyasi çerçeveleri içinde işlemektedir. Program temel hükümleri bakımından istikrarlı olmakla birlikte, bu hükümlerin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü (TKGM) ve ilgili bakanlıklarca uygulanma biçimi zaman içinde değişmiştir. 2026 yılında yapılan bir başvuru 2026 yılının idari uygulaması çerçevesinde sonuçlandırılır ve gelecekteki idari uygulama bakımından bir güvence verilemez.

Bu sınırlar Türk vatandaşlığı aleyhine ileri sürülen savlar değildir. Bunlar, konunun hak ettiği ciddiyetle ele alınması gerektiğinin gerekçeleridir.

6. Medeniyet Boyutu

Yukarıdaki bölümler Türkiye'yi jeopolitika, hukuk ve iktisat diliyle ele almıştır. Ölçülmesi daha güç olan ayrı bir husus da anılmayı hak etmektedir.

Türkiye, hem Avrupa hem de İslam medeniyet dairesinde akıcı bir işleyiş diline sahip az sayıdaki devletten biri ve belki de bu nitelikteki tek G20 ekonomisidir. İstanbul'un üniversiteleri, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan kırk kadar ülkeden öğrenci yetiştirirken, kendi mezunlarını Batı Avrupa ve Kuzey Amerika kurumlarına göndermektedir. Türk diplomasisi Brüksel'de, Riyad'da, Tahran'da, Moskova'da, Washington'da ve Pekin'de etkin biçimde çalışmaktadır. Ülkenin sineması, yayıncılığı, akademik üretimi, ilmî gelenekleri ve restore edilmiş Osmanlı mimari mirasını kapsayan kültürel üretimi, aynı anda her iki yöndeki muhataplara hitap etmektedir.

Kendi kimliği medeniyetler arasında köprü kuran yüksek servetli aileler bakımından, örneğin Avrupa eğitimi almış Körfez aileleri, Tahran ile kültürel sürekliliğini koruyan İran diasporası aileleri, İslami ve Batılı kurumsal bağlılıkları dengeleyen Pakistan kökenli İngiliz aileleri ya da Fransız akademik geçmişine sahip Kuzey Afrika aileleri bakımından Türkiye, aileden bu köprü konumunu tek bir medeniyet kimliğine indirgemesini istemeyen bir devleti temsil etmektedir. Aile, başka istikrarlı ülkelerin örtülü biçimde talep ettiği kültürel çeviriye ihtiyaç duymaksızın, İstanbul'da kendisi olarak kalabilmektedir.

Bu, yalnızca Türkiye'ye özgü bir sav değildir; zira Singapur, İsviçre ve Birleşik Arap Emirlikleri de medeniyet tarafsızlığının kendi biçimlerini sunmaktadır. Sav daha ziyade şudur: Türkiye'nin Osmanlı tarihsel sürekliliğine, İslam dünyasının meselelerine ilişkin modern bir siyasi sese ve ülkenin Avrupa kurumlarıyla derin bütünleşmesine dayanan kendine özgü tarafsızlığı, Türk vatandaşlık programına tarihsel olarak en çok başvuru yapan ailelerin köprü kurma ihtiyacına iyi karşılık gelmektedir.

7. Sonuç

2026 yılında Türk pasaportu lehine ileri sürülen sav, 2017 yılında geçerli olan sav değildir. 2017 yılında sav esas olarak vizesiz erişime ve yatırım seçeneğine dayanıyordu. 2026 yılında sav aynı hususlara dayanmakta, ancak Türkiye'nin aracıların ender ve değerli olduğu bir dönemde kendisini bloklar arası aracı olarak konumlandırmış olması yapısal gerçeğiyle güçlenmektedir. Ülkenin Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü üyeliği, BRICS başvurusu, Orta Koridor üzerindeki konumu, enerji merkezi işlevi ve medeniyet akıcılığı birlikte, 2017 yılının koşullarına kıyasla 2026 yılının koşullarına esaslı biçimde daha uygun bir hukuk düzenini tarif etmektedir.

Bu metin, vatandaşlık başvurusunun işleyişine ilişkin ayrıntıları ele almamıştır; bunlar büronun yola özgü metinlerinde incelenmektedir. Metin daha önce gelen soruyu, yani yüksek servetli bir ailenin şu anda Türk vatandaşlığı sorusunu gündemine alıp almaması gerektiğini ele almıştır. Büronun kurumsal görüşü şudur: medeniyetler arası varlık yapısına, sınır ötesi eğitim gündemine ve bu metinde tarif edilen dört kırılma hattına maruz kalan birçok aile bakımından cevap, 2026 yılında programın işleyişindeki önceki her döneme kıyasla esaslı biçimde daha olumludur. Bu genel sonucun somut bir aile bakımından ne anlama geldiği ise kişisel koşullara bağlı olup ancak danışma görüşmesinde değerlendirilebilir.

Bu metin yalnızca genel bilgilendirme amacıyla yayımlanmıştır. Hukuki mütalaa niteliği taşımaz ve hiçbir kişi, başvuru veya derdest süreç hakkında sonuç içermez. Turak Hukuk Bürosu, bu metne dayanılarak alınacak kararlar bakımından sorumluluk üstlenmez; mevzuat ile idari uygulama değişebildiğinden, bilgilerin okunduğu tarih itibarıyla güncel olduğunun teyidi okuyucunun sorumluluğundadır. Somut bir duruma ilişkin kesinlik ancak danışma görüşmesiyle sağlanabilir; Avukat Abdulsamed Burak Turak ile görüşme, büronun iletişim sayfası üzerinden talep edilebilir.

Kaynaklar ve Atıflar

  • Türkiye Cumhuriyeti Türk Vatandaşlığı Kanunu, Kanun No. 5901 (2009), özellikle değişik 12. madde.
  • Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik (2010/139 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı) ile Resmî Gazete'de yayımlanan sonraki değişiklikleri.
  • Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, "Neden Türkiye" başlıklı makroekonomik materyaller (invest.gov.tr).
  • Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024-2026 istatistik bültenleri.
  • IATA Seyahat Bilgi Kılavuzu, güncel baskı: Türk pasaportu hamillerine uygulanan vize şartları.
  • Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü, resmî üyelik materyalleri.
  • Türkiye'nin 2024 yılındaki başvurusuna ilişkin resmî BRICS bildirileri.
  • Türk Devletleri Teşkilatı, kuruluş ve faaliyet materyalleri.
  • Boğazların Tabi Olacağı Rejime Dair Montrö Sözleşmesi (1936).
  • 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, özellikle 3. ve 4. maddeler.
  • Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün (TKGM) yatırım yoluyla vatandaşlık programının yürütülmesine ilişkin kamuya açık materyalleri.

Turak Hukuk Bürosu, 2019 yılında kurulmuş bir Türk hukuk bürosudur; sınır ötesi müvekkiller bakımından yatırım yoluyla vatandaşlık, taşınmaz, bankacılık ve finans, şirketler, aile, vergi, yabancılar ve deniz hukuku alanlarında hukuki danışmanlık vermektedir. Avukat Abdulsamed Burak Turak İstanbul Barosu'na kayıtlıdır.

Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Mevzuat ve idari uygulama değişebilir; yazı, gösterilen tarihteki durumu yansıtır. Meselenize özgü değerlendirme için doğrudan Avukat Abdulsamed Burak Turak ile görüşebilirsiniz.

Avukat Abdulsamed Burak Turak

Avukat Abdulsamed Burak Turak İstanbul Barosu'na kayıtlıdır. Yabancı gerçek ve tüzel kişilerin Türkiye'deki şirket, gayrimenkul, bankacılık, vergi ve göç işlemlerinde hukuki temsil görevini yürütür. Dosyalar sorumlu avukat tarafından bizzat takip edilir.

Künyeyi görüntüleyin

Başka sorularınız var mı?

Sık sorulan sorular bölümünde, uygulamada en çok karşılaşılan başlıklara ilişkin cevaplar yer almaktadır.

Sık sorulan sorular

Sonraki adım

Danışmanlık talebi

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Meselenize uygulanacak hükümler, dosyanızın kendi koşullarına göre belirlenir. Danışmanlık talebinizi iletebilirsiniz.

İstanbul Barosu · Sorumlu avukat · Yazışmalar meslek sırrı kapsamındadır