Yirmi Yıllık İstisna ve Yeni Yatırım Mimarisi: Yürürlüğe Giren Çerçeve ve Yüksek Servetli Aileler Bakımından Stratejik Okunuşu


Özet

Bu metin, Türkiye Cumhuriyeti'nin 2025 yılı sonu ile 2026 yılı ortası arasında izlediği birbiriyle bağlantılı iki yasama yönelimini incelemekte ve bunlardan birincisinin artık açıklama aşamasından pozitif hukuka geçtiğini kayda geçirmektedir. Birinci yönelim, şartları taşıyan yeni Türkiye vergi mukimlerinin yurt dışı kaynaklı gelirlerine tanınan yirmi yıllık gelir vergisi istisnası olup, 04.06.2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7582 sayılı Kanun ile yürürlüğe girmiş ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'na Mükerrer 20/D maddesi eklenmiştir; uygulamaya ilişkin kurallar ise 04.07.2026 tarihli ve 33300 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 333 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile belirlenmiştir. İkinci yönelim, şartları taşıyan imalatçıların ihracattan elde ettikleri kazanca yüzde yüz kurumlar vergisi istisnası tanınması olup, bu metnin yayımlandığı tarih itibarıyla yürürlüğe girmiş bir kanun değil, açıklanmış bir yönelim olarak kalmıştır. Metin, yürürlüğe giren istisnanın oluşturduğu mimariyi çözümlemekte, en çok etkilenen yüksek servetli mükellef ve aile şirketi kategorilerini belirlemekte, yürürlükteki çerçeve altında zamanlama kararlarını ilgilendiren hususları ele almakta ve belirli yurt dışı kaynaklı gelir sahipleri bakımından Türkiye mukimliğine rağmen devam eden yükümlülüklerle, bu arada Amerika Birleşik Devletleri kişilerine ilişkin özel tespitlerle sona ermektedir.

1. Çerçeve: Açıklama ile Kanun Arasındaki Fark ve İki Yönelimin Bugünkü Durumu

Uluslararası vergi ve yatırım yorumlarında sık rastlanan bir çözümleme hatası, politika açıklamasının yasama tasarrufu ile bir tutulmasıdır. İkisi aynı şey değildir. Açıklama yürütmenin iradesini gösterirken, yasama tasarrufu Resmî Gazete'de yayımlanan ve hüküm doğuran kanun veya düzenleyici işlem metnidir. Açıklama ile yürürlük arasında bir teklif Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden geçer ve her aşamada değiştirilebilir, farklı bir biçimde kanunlaşabilir veya hiç kanunlaşmayabilir.

Bu ayrım, ele alınan konu bakımından yalnızca yöntemsel değildir; incelenen iki yönelimi bugün fiilen birbirinden ayırmaktadır. Yirmi yıllık mukimlik istisnası, açıklamadan kanuna geçişi tamamlamıştır. 7582 sayılı Kanun 21.05.2026 tarihinde kabul edilmiş ve 04.06.2026 tarihli, 33270 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış olup, 4. maddesiyle 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'na Mükerrer 20/D maddesini eklemiştir. Uygulamaya ilişkin kurallar ertesi ay 333 Seri No.lu Tebliğ ile belirlenmiştir. Bu nedenle istisna, bu metinde yürürlükteki hukuk olarak incelenmektedir. Buna karşılık yüzde yüzlük ihracat istisnası, yayım tarihi itibarıyla yönelim aşamasında kalmış olup bu doğrultuda ele alınmaktadır. Vergi ve yapılandırma kararları her hâlde işlem anındaki yürürlükteki metne dayandırılmalıdır.

2. Yürürlüğe Girdiği Hâliyle Yirmi Yıllık İstisna

2.1 Uygulanacak kural

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun Mükerrer 20/D maddesi, Türkiye'de vergi mukimi hâline gelen ve bu mukimlikten önceki üç takvim yılında Türkiye'de ne ikametgâhı ne de vergi mükellefiyeti bulunan gerçek kişinin, yurt dışı kaynaklı kazanç ve iratlarını yirmi yıl süreyle Türk gelir vergisinin kapsamı dışında tutabileceğini öngörmektedir. Hüküm, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren Türkiye'de yerleşmiş sayılan kişilere uygulanmakta olup yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Düzenlemeyi üç özellik tanımlamaktadır ve her biri, izleyen bölümlerde geliştirilen mimari sonuçlar doğurmaktadır. Düzenleme, bir vatandaşlık avantajı değil, mukimliğe bağlı bir istisnadır; bu nedenle Türk vatandaşlığının kazanılması istisnayı kendiliğinden sağlamadığı gibi, istisnadan yararlanmak için de zorunlu değildir. Düzenleme ileriye dönük ve süreyle sınırlıdır; şartları taşıyan mukimliğin kurulmasından itibaren işleyen belirli bir yirmi yıllık dönem boyunca uygulanır. Düzenlemenin kapsamı yurt dışı kaynaklı gelirle sınırlı olup, Türkiye kaynaklı gelir bu süre boyunca genel hükümlere göre vergilendirilmeye devam eder.

2.2 Şartlar ve ayrıntıları

Belirleyici eşik şartı, önceki üç takvim yılına ilişkin koşuldur. Kişinin, Türkiye'de vergi mukimi hâline gelmesinden önceki üç takvim yılında Türkiye'de ne ikametgâhının ne de vergi mükellefiyetinin bulunmuş olması gerekir. Şart, kötüye kullanımı önlemeye yönelik bir tazelik ölçütü olarak işlemektedir: istisna, Türk vergi matrahına gerçekten yeni katılanlar için tasarlanmış olup, mevcut veya yakın geçmişte ayrılmış Türk mükelleflerinin statülerini yeniden kurmalarına imkân tanımaz. Kanun metnindeki iki incelik anılmaya değerdir. Birincisi, kanun, daha önce Türkiye'de yalnızca gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı veya değer artış kazancı nedeniyle mükellefiyet bulunmasının tek başına istisnaya engel olmadığını öngörmektedir. İkincisi, geriye dönük süre takvim yılı esasına göre ölçüldüğünden, mukimliğin kurulduğu tarih üç takvim yıllık pencerenin nereye denk düşeceğini belirler ve şartın karşılanıp karşılanmadığını esaslı biçimde etkileyebilir.

İstisnanın işleyişi de aynı ölçüde belirlidir. İstisna kapsamındaki yurt dışı kaynaklı gelir için yıllık beyanname verilmez; kişinin beyanname verilmesini gerektiren başka bir geliri bulunuyorsa, beyanname istisna kapsamındaki gelir hariç tutularak verilir. İstisna kapsamındaki gelire ilişkin giderler dikkate alınmaz ve bu gelir üzerinden yurt dışında ödenen vergiler Türk vergisinden mahsup edilemez; bu, istisna edilen gelirin Türk matrahından tümüyle çıkarılması ilkesinin doğal sonucudur. İstisna kendiliğinden uygulanmaz: 333 Seri No.lu Tebliğ uyarınca istisna, tarha yetkili vergi dairesine yapılacak başvuruya ve düzenlenecek belgeye dayanır; başvuru süreye bağlanmıştır ve süresinde yapılmayan başvuru, maddi şartların tamamı taşınsa dahi istisnadan yararlanma imkânını ortadan kaldırır. Şartların sonradan taşınmadığının anlaşılması hâlinde ise vergilendirilmeyen tutarlar genel hükümlere göre vergi ziyaı olarak işlem görür. Bir kişinin şartları taşıyıp taşımadığı, belgelenebilir kişisel geçmişe ilişkin bir soru olup dosya bazında değerlendirilir.

2.3 Bağlantılı miras hükmü

7582 sayılı Kanun, 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu'nun 16. maddesini de değiştirmiş olup, Mükerrer 20/D maddesindeki istisnadan yararlanan kişi bakımından istisna süresi içinde miras yoluyla gerçekleşen intikallerin, olağan artan oranlı veraset tarifesi yerine binde on oranında vergilendirilmesini öngörmüştür. Hüküm şarta bağlı ve somut olaya göre değişkendir; ailenin ilgili olduğu diğer ülkelerin miras ve intikal kurallarıyla ilişkisi ayrıca değerlendirilmelidir.

2.4 Asıl eşik soru mukimliktir

Rejimin tamamı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'ndaki yerleşme ölçütlerine dayanmaktadır. 3. madde, Türkiye'de yerleşmiş olan gerçek kişilerin dünya çapındaki gelirleri üzerinden vergilendirileceğini öngörmektedir. 4. madde yerleşmeyi tanımlamaktadır: ikametgâhı Türkiye'de bulunan veya bir takvim yılı içinde Türkiye'de devamlı olarak altı aydan fazla oturan kişi Türkiye'de yerleşmiş sayılır ve iki ölçüt seçimlik olarak uygulanır. Mükerrer 20/D maddesinin önemi tam da yerleşmenin dünya gelirini Türk matrahına dâhil etmesinden kaynaklanmaktadır; istisnanın bir pasaport avantajı değil bir yer değiştirme aracı olarak çözümlenmesi gerektiği de, tetikleyicinin vatandaşlık değil yerleşme olmasından ileri gelmektedir. Büronun 7582 sayılı Kanun'a ilişkin yayımlanmış yazısı bu hükümlerin kanuni çözümlemesini ayrıntılı biçimde geliştirmekte olup, bu metin anılan hükümleri aşağıda incelenen mimarinin temeli olarak almaktadır.

3. Esaslı Biçimde Etkilenen Beş Yüksek Servet Kategorisi

Yürürlüğe giren istisna, farklı servet yapıları bakımından farklı sonuçlar doğurmaktadır; sırasıyla ele alınabilecek beş yinelenen kategori tarif edilebilir. Her hâlde, kategori tarifinin somut bir kişiye uyup uymadığı ve hükmün şartlarının sağlanıp sağlanmadığı, kişisel olguya ilişkin sorulardır.

Birinci kategori, sınır ötesi işletmelerin kurucusudur; yani birden fazla ülkede işletme yürüten ve kişisel geliri yurt dışı kaynaklı faaliyetlerden doğan kâr payı, gayrimaddi hak bedeli veya hizmet bedeli akışlarını kayda değer ölçüde içeren kişi. Böyle bir kurucu bakımından şartları taşıyan Türkiye mukimliği, artık bu yurt dışı kaynaklı akışların yirmi yıllık dönem boyunca Türk gelir vergisi matrahı dışında kalmasına imkân tanımakta; Türkiye kaynaklı gelir ise genel hükümlere göre vergilendirilmeye devam etmektedir.

İkinci kategori, serveti esas olarak yurt dışındaki menkul kıymetlere, yurt dışındaki taşınmazlara, yurt dışındaki ortaklıklara veya yurt dışında kurulu fonlara yatırılmış olan portföy sahibidir. Böyle bir portföyün yurt dışı kaynaklı kâr payları, faizleri ve gerçekleşmiş kazançları, şartların sağlanması hâlinde ilke olarak istisnanın kapsamına girer; dikkatli çözümleme gerektiren nokta ise her akışın gerçekten yurt dışı kaynaklı olup olmadığının nitelendirilmesidir.

Üçüncü kategori, geliri yurt dışı yapılarda tutulan fikrî mülkiyetten doğan kayda değer gayrimaddi hak bedellerini içeren fikrî mülkiyet sahibidir. Yurt dışı kaynaklı gayrimaddi hak bedeli geliri aynı çözümlemeye tabi olup, bu akışların kaynak bakımından nitelendirilmesi, vergi anlaşmaları ağının etkili olduğu sorulardan biridir.

Dördüncü kategori, yurt dışındaki çalışmasından emekli olmuş ve yurt dışı kaynaklı emeklilik geliri elde eden kişidir. Bu gelir, her hâlde uygulanabilir çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasının etkisi saklı kalmak üzere, istisnanın kapsamı içinde çözümlenir.

Beşinci kategori, yapısı birden fazla enstrüman sınıfında yurt dışı kaynaklı getiri üreten aile ofisinin sahibidir. Böyle bir aile bakımından yurt dışı kaynaklı akışların Türkiye mukimi bir kişi altında toplanması, yürürlüğe giren çerçeve altında önceki hukuki duruma kıyasla esaslı biçimde farklı bir tabloyu ifade etmektedir; bu toplamanın tasarımı ise tam olarak Türk hukuku ile kişinin kendi ülkesindeki hukuk arasında eşgüdüm gerektiren türden bir çalışmadır.

Her kategori bakımından yapısal soru artık çerçevenin var olup olmayacağı değildir; zira çerçeve artık mevcuttur. Yapısal soru, kişinin belgelenebilir geçmişinin şartları karşılayıp karşılamadığı, mukimlik kararının nasıl sıralanacağı ve bu adımın ailenin ilgili olduğu diğer ülkelerde ne anlama geleceğidir.

4. İhracat Yönelimi: Hâlâ Bir Yönelim

Mukimlik istisnasına paralel olarak, şartları taşıyan imalatçıların ihracattan elde ettikleri kazanca yüzde yüz kurumlar vergisi istisnası tanınması yönünde bir yasama yönelimi açıklanmıştır. Yürürlükteki çerçeve, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca ihracattan elde edilen kazançta kurumlar vergisi oranının beş puan indirimli uygulanmasını öngörmektedir. Açıklanan yönelim, bu indirimi şartları taşıyan kurumlar bakımından tam istisnaya dönüştürecektir.

Bu metnin yayımlandığı tarih itibarıyla söz konusu tam istisna, pozitif hukuk değil açıklanmış bir yönelim olarak kalmıştır. Değişiklik metni Resmî Gazete'de yayımlanmamış ve uygulama düzenlemeleri çıkarılmamıştır. Bununla birlikte teşvik yöneliminin kanuni biçim almaya başladığı kayda geçirilmelidir: 7582 sayılı Kanun, 8. maddesiyle, sanayi siciline kayıtlı imalatçıların üretimden elde ettikleri kazanç bakımından 2027 yılından itibaren geçerli olmak üzere indirimli kurumlar vergisi oranını getirmiştir. İhracat yönelimi esas olarak kurumlar vergisi mükelleflerini ilgilendirmekte olup, ihracata yönelen aile işletmeleri bulunan yüksek servetli aileler bakımından kişi düzeyinde değil, işletme düzeyinde önem taşımaktadır.

5. Bileşik Mimari

Yürürlüğe giren mukimlik istisnası ile açıklanan ihracat yönelimi birlikte ele alındığında tutarlı bir politika duruşunu tarif etmektedir. Türkiye kendisini hem kişisel vergilendirme düzeyindeki istisna yoluyla yüksek servetli kişilerin ikameti bakımından, hem de kurumsal düzeydeki gelişen istisnalar yoluyla ihracata yönelen imalat bakımından bir varış ülkesi olarak konumlandırmaktadır. Asıl kişisi bakımından şartları taşıyan Türkiye mukimliğini kuran ve aile işletmesi olarak ihracata yönelen bir kurum işleten aile, bu mimarinin her iki ayağını da harekete geçirecektir; birincisini yürürlükteki hukuk, ikincisini ise oluşum hâlindeki hukuk çerçevesinde.

Bu tutarlılık başlı başına bir işarettir. Ortaya çıkan politika tercihi, yalnızca pasif sermayenin yerleştirilmesi değil, Türkiye'de üretken işletmeler yürüten ve ikamete dayalı yüksek servetli ailelerdir. Büro, bu bileşik yönelimi, Türkiye'nin ikamet ile sermayeden yalnızca birine yoğunlaşmış emsal ülkelerden ayrıştığı daha geniş bir duruşun parçası olarak okumaktadır.

6. Yürürlükteki Çerçeve Altında Zamanlama

İstisnanın yürürlüğe girmesiyle zamanlama sorusu nitelik değiştirmekte olup, üç bileşen varlığını sürdürmektedir.

Birincisi, vatandaşlığın zamanlaması ile mukimliğin zamanlaması farklı kararlardır. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki yatırım programı çerçevesinde Türk vatandaşlığı kendi işleyiş takvimine göre ilerler ve kendi çerçevesine tabidir. Vatandaşlığın kazanılması tek başına Türkiye'de vergi mukimliği doğurmaz; bir kişi Türk vatandaşı olduğu hâlde başka bir ülkede vergi mukimi kalmaya devam edebilir. İstisna, şartları taşıyan vergi mukimliğinin kurulmasına bağlanmıştır; bu ise ayrı bir karardır ve iki kararın birlikte planlanması, tam da ayrı hatlarda ilerlemeleri nedeniyle isabetlidir.

İkincisi, şartları takvim belirler. Mukimliğin kurulduğu tarih, üç takvim yıllık geriye dönük dönemin nereye denk düşeceğini ve yirmi yıllık sürenin ne zaman işlemeye başlayacağını tayin eder; hüküm ise 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren yerleşmiş sayılan kişilere uygulanır. Yakın geçmişinde Türkiye'de ikametgâhı veya vergi mükellefiyeti bulunan bir kişinin, istisnaya dayanmadan önce geriye dönük dönemi dikkatle çözümlemesi gerekir.

Üçüncüsü, usul adımı planın bir parçasıdır. İstisna, 333 Seri No.lu Tebliğ uyarınca süresinde yapılacak başvuruya ve düzenlenecek belgeye dayandığından ve süresinde yapılmayan başvuru istisnadan yararlanma imkânını ortadan kaldırdığından, usul takvimi yerleşme planına varıştan sonra değil en baştan dâhil edilmelidir. Somut bir kişi bakımından uygulanacak şartlar, yürürlükteki hukuka ve o kişinin olgularına ilişkin olup işlem anında teyit edilir.

7. Devam Eden Yükümlülükler

Yürürlükteki çerçeve kapsamında hareket eden kişiler bakımından üç yükümlülük grubu özellikle anılmayı hak etmektedir.

Birincisi Amerika Birleşik Devletleri kişilerine ilişkindir. Yabancı Hesaplar Vergi Uyum Kanunu (FATCA) ile Amerikan vergi yetkisinin daha geniş çerçevesi, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşları ile daimî oturma hakkı sahiplerine, Türkiye'de mukimliğin veya Türk vatandaşlığının kazanılmasıyla sona ermeyen bildirim ve vergi yükümlülükleri yüklemektedir. Amerika Birleşik Devletleri kişileri, yurt dışında elde edilen kazanç istisnası ve yabancı vergi mahsubu müessesesi saklı kalmak üzere, dünya çapındaki gelirleri üzerinden Amerikan gelir vergisine tabi olmaya devam eder. Yurt dışı kaynaklı geliri Türk vergisinden istisna tutan bir Türk düzenlemesi, böyle bir kişinin paralel Amerikan yükümlülüğünü etkilemez. Başka bir ülkede vatandaşlığa alınma ile birlikte Amerikan vatandaşlığından çıkmayı düşünen kişiler bakımından, Amerika Birleşik Devletleri İç Gelir Kanunu'nun 877A sayılı bölümü kapsamındaki çıkış vergisi hususları gündeme gelebilir ve her böyle olayda uzman Amerikan vergi danışmanlığı gereklidir.

İkincisi vergi anlaşmaları ağının etkilerine ilişkindir. İstisna, Türkiye'nin geniş çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları ağı içinde işlemekte olup, yürürlükteki anlaşmaların güncel listesi Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayımlanmaktadır. Yurt dışı kaynaklı gelir akışları, alıcının Türkiye mukimliği durumundan bağımsız olarak, ilgili anlaşma uyarınca kaynak ülkede genellikle stopaja tabi tutulur. İstisna Türk tarafındaki vergilendirmeyi etkiler; kaynak ülkenin yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz ve istisna kapsamındaki gelir üzerinden yurt dışında ödenen vergilerin Türk vergisinden mahsubuna imkân vermez. Yapılandırma kararlarının ilgili anlaşmanın her iki ucunu da gözetmesi gerekir.

Üçüncüsü Türk beyan düzenine ilişkindir. 333 Seri No.lu Tebliğ'deki yaklaşıma göre istisna kapsamındaki yurt dışı kaynaklı gelir yıllık beyannameye dâhil edilmez; kişinin beyanname verilmesini gerektiren başka bir geliri bulunuyorsa, beyanname istisna kapsamındaki gelir hariç tutularak verilir. Bununla birlikte istisnanın kendisi, 2.2 bölümünde tarif edilen başvuru ve belgeye dayanmakta olup, kişinin Türk beyan durumu bir bütün olarak gelirinin bileşimine bağlıdır.

8. Sonuç

Yirmi yıllık istisna açıklamadan kanuna geçmiştir ve bu geçiş, çözümlemenin niteliğini değiştirmektedir. Bu serinin önceki metinlerinde çerçevenin gelip gelmeyeceği ve hangi biçimde geleceği sorusu olan husus, artık yürürlüğe giren çerçevenin somut bir aileye nasıl uygulanacağı sorusudur. 7582 sayılı Kanun ile 333 Seri No.lu Tebliğ birlikte, vatandaşlık programının modern döneminde Türkiye'nin yüksek servetli kişilere yönelik ikamet önerisinde yapılmış en önemli değişikliği oluşturmakta; açıklanan ihracat yönelimi ise kanunlaşması hâlinde aynı duruşu kurumsal düzeye taşıyacaktır.

Büronun kurumsal tutumu yöntem bakımından değişmemiştir: yürürlükteki metin esastır, şartlar belgelenebilir kişisel olgulara ilişkindir ve mukimlik kararı, vatandaşlık kararının içinde değil onunla birlikte planlanır. Somut bir ailenin harekete geçip geçmeyeceği ve ne zaman geçeceği, o ailenin koşullarına bağlı bir soru olup yayımlanmış bir metinde değil danışma görüşmesinde cevaplanır.

Bu metin yalnızca genel bilgilendirme amacıyla yayımlanmıştır. Hukuki veya vergi danışmanlığı niteliği taşımaz ve hiçbir kişi, başvuru veya derdest süreç hakkında sonuç içermez. Turak Hukuk Bürosu, bu metne dayanılarak alınacak kararlar bakımından sorumluluk üstlenmez; mevzuat ile idari uygulama değişebildiğinden, bilgilerin okunduğu tarih itibarıyla güncel olduğunun teyidi okuyucunun sorumluluğundadır. Somut bir duruma ilişkin kesinlik ancak danışma görüşmesiyle sağlanabilir; Avukat Abdulsamed Burak Turak ile görüşme, büronun iletişim sayfası üzerinden talep edilebilir.

Kaynaklar ve Atıflar

  • 7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, kabul tarihi 21.05.2026, Resmî Gazete 04.06.2026, sayı 33270, özellikle 2, 4 ve 8. maddeler.
  • 333 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği, Resmî Gazete 04.07.2026, sayı 33300.
  • 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, özellikle 3. madde, 4. madde ve Mükerrer 20/D maddesi.
  • 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, 7582 sayılı Kanun ile değişik 16. madde.
  • 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, özellikle 32. madde.
  • 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu, özellikle 12. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi.
  • Gelir İdaresi Başkanlığı, yürürlükteki çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının yayımlanmış listesi (gib.gov.tr).
  • Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi'nin açıklanan ihracat istisnası yönelimine ilişkin duyuruları.
  • OECD Gelir ve Servet Üzerinden Alınan Vergilere İlişkin Model Vergi Anlaşması, güncel baskı, anlaşma çerçevesine atıf bakımından.
  • Amerika Birleşik Devletleri İç Gelir Kanunu'nun 877A ve 911 sayılı bölümleri ile FATCA hükümleri, Amerika Birleşik Devletleri kişileri bakımından.
  • Turak Hukuk Bürosu, "7582 Sayılı Kanun ile Yurt Dışı Kaynaklı Gelire Getirilen Yirmi Yıllık İstisna" başlıklı, kanun metnine dayalı yayımlanmış çözümleme; bu metin anılan çalışmayla uyumludur.

Turak Hukuk Bürosu, 2019 yılında kurulmuş bir Türk hukuk bürosudur. Büro, sınır ötesi müvekkiller bakımından Türk vatandaşlığı, ikamet, vergi ve şirketler hukukunun kesiştiği alanlarda danışmanlık vermektedir. Avukat Abdulsamed Burak Turak İstanbul Barosu'na kayıtlıdır. Somut dosyalar, özellikle Amerika Birleşik Devletleri kişilerini veya ülke dışına uzanan vergi yetkisine sahip diğer ülkeleri ilgilendirenler, uzman danışmanlık gerektirir.

Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Mevzuat ve idari uygulama değişebilir; yazı, gösterilen tarihteki durumu yansıtır. Meselenize özgü değerlendirme için doğrudan Avukat Abdulsamed Burak Turak ile görüşebilirsiniz.

Avukat Abdulsamed Burak Turak

Avukat Abdulsamed Burak Turak İstanbul Barosu'na kayıtlıdır. Yabancı gerçek ve tüzel kişilerin Türkiye'deki şirket, gayrimenkul, bankacılık, vergi ve göç işlemlerinde hukuki temsil görevini yürütür. Dosyalar sorumlu avukat tarafından bizzat takip edilir.

Künyeyi görüntüleyin

Başka sorularınız var mı?

Sık sorulan sorular bölümünde, uygulamada en çok karşılaşılan başlıklara ilişkin cevaplar yer almaktadır.

Sık sorulan sorular

Sonraki adım

Danışmanlık talebi

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Meselenize uygulanacak hükümler, dosyanızın kendi koşullarına göre belirlenir. Danışmanlık talebinizi iletebilirsiniz.

İstanbul Barosu · Sorumlu avukat · Yazışmalar meslek sırrı kapsamındadır