7582 Sayılı Kanun ile Yurt Dışı Kaynaklı Gelire Getirilen Yirmi Yıllık İstisna


7582 Sayılı Kanun Neyi Getirdi

4 Haziran 2026 tarihinde, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7582 sayılı Kanun 33270 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Kanun, geniş bir değişiklik paketi içinde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'na (GVK) Mükerrer 20/D maddesini eklemiştir. Anılan madde, Türkiye'de yeni mukim hâline gelen ve şartları taşıyan gerçek kişilerin yurt dışı kaynaklı gelirlerinin yirmi yıla kadar Türk gelir vergisi matrahı dışında bırakılmasına imkân tanımaktadır.

Uygulamaya ilişkin usul ve esaslar, 4 Temmuz 2026 tarihli ve 33300 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 333 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile belirlenmiştir. Bu yazı, düzenlemenin genel bir hukuki incelemesi olup vergi danışmanlığı niteliği taşımaz ve herhangi bir kişinin somut durumuna ilişkin değildir. İstisnadan yararlanma şartları ve sınır ötesi sonuçları her dosyada ayrıca değerlendirilir.

Düzenlemenin özü şudur: Türkiye'de mukim hâline gelen ve mukimliğin kazanılmasından önceki üç takvim yılında Türkiye'de ikametgâhı ile vergi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişi, yurt dışı kaynaklı gelir ve kazançlarını yirmi yıl süreyle Türk gelir vergisinin kapsamı dışında tutabilir. Düzenlemenin üç belirleyici özelliği vardır: istisna vatandaşlığa değil mukimliğe bağlanmıştır; ileriye dönük ve süreyle sınırlıdır: 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren Türkiye'de mukim sayılanlara, belirli bir yirmi yıllık dönem için uygulanır; ve kapsamı yurt dışı kaynaklı gelirle sınırlıdır, Türkiye kaynaklı gelir genel hükümlere göre vergilendirilmeye devam eder.

Hukuki Dayanak: 193 Sayılı Kanun, 7582 Sayılı Kanun ve 333 Seri No.lu Tebliğ

İstisna, mevcut yasal yapıyı ortadan kaldırmamakta, onun içine yerleşmektedir; bu nedenle kaynakların birlikte okunması gerekir. 31 Aralık 1960 tarihli 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, gerçek kişilerin gelirinin vergilendirilmesine ilişkin temel kanundur; mükellefi tanımlar ve tam mükellefiyet ile dar mükellefiyet ayrımını kurar. 4 Haziran 2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7582 sayılı Kanun, GVK'ya Mükerrer 20/D maddesini ekleyen ve bununla bağlantılı olarak 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu'nda değişiklik yapan kanundur; yayımı tarihinde yürürlüğe girmiş olup 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren mukim sayılanlara uygulanır. 33300 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 333 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ise, istisnanın idarece nasıl uygulanacağını (beyan düzeni ve istisnaya ilişkin giderlerin indirilemeyeceği dâhil) düzenleyen ikincil mevzuattır.

Bir kişinin istisna kapsamına girip girmediği, bu üç metnin (temel kanun, değiştiren kanun ve tebliğ) birlikte değerlendirilmesiyle belirlenir. Tek bir kaynağa dayanan okumalar yanıltıcı olabilmektedir.

Aynı kanun paketi, gelir vergisi istisnası ve veraset hükmünün yanında, yurt dışında bulunan varlıkların bildirilerek Türkiye'ye getirilmesine ilişkin ayrı bir düzenlemeyi, yani 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'na eklenen geçici madde kapsamındaki varlık bildirimi rejimini de içermektedir; bildirim için öngörülen son tarih 31 Temmuz 2027'dir. Bu rejim, Mükerrer 20/D istisnasından bağımsız şartlara ve kademeli bir oran yapısına tabi ayrı bir müessesedir; iki düzenlemenin aynı kişi bakımından birleşmesi mümkün olmakla birlikte, her biri kendi şartları çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.

Kimler Yararlanabilir: Önceki Üç Yıl Şartı

Belirleyici şart, önceki üç yıla ilişkin koşuldur. Mükerrer 20/D maddesinden yararlanabilmek için kişinin, Türkiye'de mukim hâline gelmesinden önceki üç takvim yılında Türkiye'de ne ikametgâhının ne de vergi mükellefiyetinin bulunmamış olması gerekir. Uygulamada bu, kötüye kullanımı önlemeye yönelik bir ölçüttür: istisna, ikametini Türkiye'ye taşıyan gerçek anlamda yeni mukimler için öngörülmüş olup, mevcut veya yakın geçmişte ayrılmış Türk mükelleflerinin statülerini yeniden kurmalarına imkân tanımaz.

İki husus dikkatli bir inceleme gerektirir. Birincisi, "vergi mükellefiyeti" bir ödeme meselesi değil, bir statü meselesidir; geriye dönük üç yıl içinde Türkiye'de mükellefiyet bulunup bulunmadığı, kişinin o yıllardaki yerleşme durumu ve gelir kaynaklarına göre belirlenir. İkincisi, geriye dönük süre takvim yılı esasına göre hesaplandığından, mukimliğin hangi tarihte kazanıldığı ve üç yıllık pencerenin nereye denk düştüğü, şartın karşılanıp karşılanmadığını doğrudan etkileyebilir. Şart kişinin belgelenebilir geçmişine bağlı olduğundan, değerlendirme genel bir cevapla değil dosya bazında yapılır.

Kanun metni, geçmiş mükellefiyetin türü bakımından açık bir ayrım içermektedir: kişinin daha önce Türkiye'de yalnızca gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı veya değer artış kazancı nedeniyle mükellefiyetinin bulunmuş olması, istisnadan yararlanmaya engel değildir. Buna göre, yurt dışında yaşarken Türkiye'deki bir taşınmazın kira gelirini beyan etmiş olmak, tek başına önceki üç yıl şartını ortadan kaldırmaz. 333 Seri No.lu Tebliğ'deki yaklaşıma göre ise önceki üç takvim yılında ücret, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle mükellefiyet bulunması istisnaya engel oluşturur; tevkif yoluyla vergilendirilmiş ücret geliri de bu kapsamdadır. Engel yalnızca yerleşme öncesindeki döneme ilişkindir: önceki üç yıl şartını karşılayan bir kişinin Türkiye'ye yerleştikten sonra ticari veya mesleki faaliyete başlaması istisnadan yararlanmasına engel teşkil etmez; ancak bu faaliyetten doğan gelir Türkiye kaynaklı olduğundan genel hükümlere göre vergilendirilir.

Sürenin hesabına ilişkin bir örnek vermek gerekirse: 2028 yılında Türkiye'de yerleşmiş sayılan bir kişi bakımından incelenecek dönem 2025, 2026 ve 2027 takvim yıllarıdır; bu üç yılın hiçbirinde Türkiye'de ikametgâh veya, yukarıdaki ayrım saklı kalmak üzere, vergi mükellefiyeti bulunmamalıdır.

Yirmi Yıllık Sürenin İşleyişi

Mükerrer 20/D maddesindeki "1 Ocak 2026 tarihinden itibaren Türkiye'de yerleşmiş sayılanlar" ifadesi, uygulamanın zaman bakımından başlangıç noktasını gösterir; düzenlemede ileriye dönük bir kapanış veya son yararlanma tarihi öngörülmüş değildir. Buna göre istisna, yalnızca 2026 yılında yerleşenlere özgü tek seferlik bir imkân olmayıp, madde yürürlükte kaldığı sürece sonraki yıllarda yerleşen ve şartları taşıyan kişiler bakımından da uygulanır. Yirmi yıllık dönem herkes için ortak bir takvime değil, her kişinin kendi yerleşme tarihine bağlıdır: 2027 yılında yerleşmiş sayılan kişinin istisna dönemi 2027'den, 2030 yılında yerleşmiş sayılan kişininki 2030'dan itibaren işler.

İstisna, kişinin Türkiye'de tam mükellefiyet statüsüne bağlı bir düzenlemedir. Türkiye'deki mukimliğin sona ermesi hâlinde kişi dar mükellef konumuna döner ve yurt dışı kaynaklı gelirleri kural olarak zaten Türk vergisinin kapsamı dışına çıkar. Mukimliğin kesintiye uğraması hâlinde kalan sürenin ileride yeniden mukim olunması durumunda nasıl uygulanacağı ise kanun metninde açıkça düzenlenmemiş olup, idarenin uygulaması çerçevesinde ve dosya bazında değerlendirilmesi gereken bir husustur.

Hangi Gelirler Kapsamdadır, Hangileri Değildir

İstisna, gelirin türüne göre değil kaynağına göre kurgulanmıştır. Düzenleme belirli gelir unsurlarını ayırmamakta; belirleyici soru, gelirin yurt dışı kaynaklı olup olmadığıdır. Buna göre, şartların sağlanması hâlinde GVK'daki gelir unsurları bakımından yurt dışı kaynaklı kalemler ilke olarak kapsama girebilir:

  • Yurt dışında ifa edilen hizmetlerden doğan ücret geliri
  • Yurt dışı kaynaklı serbest meslek kazancı
  • Yurt dışı kaynaklı ticari kazanç
  • Yurt dışı kaynaklı menkul sermaye iradı (kâr payı, faiz, kupon geliri)
  • Yurt dışındaki taşınmazlardan elde edilen gayrimenkul sermaye iradı
  • Yurt dışındaki iştirak paylarının elden çıkarılmasından doğan kazançlar dâhil, yurt dışı kaynaklı değer artış kazançları

Belirli bir gelir akışının gerçekten yurt dışı kaynaklı olup olmadığı (yoksa yurt dışından ödenen, ancak Türkiye kaynaklı bir gelir mi olduğu) hukuki nitelendirme meselesidir ve asıl inceleme burada gerekir. 333 Seri No.lu Tebliğ'deki yaklaşım, ödemenin nereden yapıldığını değil faaliyetin fiilen nerede yürütüldüğünü esas almaktadır: Türkiye'de icra edilen bir serbest meslek faaliyetinden doğan kazanç, müşteri yurt dışında bulunsa ve ödeme yurt dışından yapılsa dahi Türkiye kaynaklı sayılır ve istisna kapsamına girmez. İstisna, yararlananı Türkiye'de vergiden muaf hâle getirmez. Türkiye kaynaklı gelir genel hükümlere göre vergilendirilmeye devam eder. İstisna kapsamındaki gelire ilişkin giderler indirilemez; bu gelir üzerinden yurt dışında ödenen vergiler Türkiye'de mahsup edilemez; bu, istisna edilen gelirin Türk matrahından tümüyle çıkarılması ilkesinin doğal sonucudur. Beyan yükümlülüğü ise kendiliğinden ortadan kalkmaz: 333 Seri No.lu Tebliğ'deki yaklaşıma göre istisna kapsamındaki gelir yıllık beyannameye dâhil edilmez; ancak kişinin beyanname verilmesini gerektiren başka bir geliri (örneğin Türkiye kaynaklı gelir) bulunuyorsa, beyanname istisna kapsamındaki yurt dışı geliri hariç tutularak verilir.

İstisna Belgesi: Başvuru Zorunluluğu ve Süresi

333 Seri No.lu Tebliğ'in getirdiği en önemli usul kuralı, istisnanın kendiliğinden uygulanmamasıdır. İstisnadan yararlanmak isteyen kişinin, tarha yetkili vergi dairesine başvurarak yurt dışından elde edilen kazanç ve iratlara ilişkin istisna belgesini alması gerekir. Vergi dairesi bu başvuru üzerine, kişinin Türkiye'de yerleşmiş sayılmasından önceki üç takvim yılına ilişkin ikametgâh ve mükellefiyet durumunu inceler; şartların sağlandığının tespiti hâlinde belge düzenlenir.

Başvuru süreye bağlanmıştır. Kural olarak başvurunun, kişinin Türkiye'de yerleşmiş sayıldığı takvim yılının sonuna kadar yapılması gerekir; takvim yılının son iki ayında yerleşmiş sayılanlar bakımından süre, izleyen takvim yılının Şubat ayı sonuna kadar uzamaktadır. Örneğin Kasım 2027'de yerleşmiş sayılan bir kişinin başvurusunu en geç Şubat 2028 sonuna kadar yapması gerekir. Tebliğ'deki düzenlemeye göre süresi içinde yapılmayan başvuru üzerine belge düzenlenmemekte, maddi şartlar taşınsa dahi istisnadan yararlanılamamaktadır. Bu nedenle başvuru zamanlaması, şartların varlığı kadar belirleyicidir.

İstisna yalnızca gelir vergisi mükellefi gerçek kişiler bakımından öngörülmüştür; kurumlar vergisi mükellefleri kapsam dışındadır. Şartlar taşınmadığı hâlde istisnadan yararlanıldığının sonradan tespiti hâlinde ise belgenin iptali ile eksik tahakkuk eden verginin vergi ziyaı cezası ve gecikme faiziyle birlikte tahsili gündeme gelir. İstisna bu yönüyle geri alınabilir bir statüdür; dayanağının başvuru aşamasında doğru belgelenmesi bu nedenle önem taşır.

Türkiye'de Mukimlik Nasıl Kurulur (GVK 3. ve 4. Maddeler)

Düzenlemenin tamamı bir ön soruya bağlıdır: kişi Türkiye'de mukim midir? Bu soru göç veya vatandaşlık mevzuatına göre değil, Gelir Vergisi Kanunu'na göre cevaplanır. GVK'nın 3. maddesi uyarınca Türkiye'de yerleşmiş olan gerçek kişiler tam mükellef sayılır ve Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilir. GVK'nın 4. maddesi ise yerleşmeyi tanımlar: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu anlamında Türkiye'de ikametgâhı bulunanlar ile bir takvim yılı içinde Türkiye'de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar Türkiye'de yerleşmiş sayılır. İki ölçüt seçimlik olup, birinin gerçekleşmesi yeterlidir.

Mükerrer 20/D maddesinin önemi tam da 3. maddedeki bu tam mükellefiyet esasından kaynaklanır: istisna bulunmasaydı, yeni mukim kişinin dünya çapındaki geliri Türk matrahına girecekti. Bu nedenle Türkiye'de mukimliğin kurulması (veya bilinçli olarak kurulmaması) planlamanın merkezindeki sorudur ve kişinin kendi ülkesindeki kurallarla birlikte ele alınmalıdır; iki ülkenin aynı kişi bakımından mukimlik iddiasında bulunması mümkündür.

Türk Vatandaşlığı ile Türkiye'de Vergi Mukimliği Aynı Şey Değildir

Uygulamada en sık karıştırılan husus budur. 5901 sayılı Kanun uyarınca kazanılan Türk vatandaşlığı, kişiyi tek başına Türkiye'de vergi mukimi hâline getirmez. Vatandaşlık ile vergi mukimliği, farklı kanunlarla düzenlenen bağımsız hukuki statülerdir. Bir kişi Türk vatandaşı olduğu hâlde Türkiye bakımından dar mükellef kalabilir (yalnızca Türkiye kaynaklı geliri üzerinden vergilendirilir); ya da vatandaş olmadığı hâlde 4. maddedeki ölçütü karşılayarak Türkiye'de mukim sayılabilir.

Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanan bir kişinin vergisel durumu, pasaporttan değil, GVK'nın 3. ve 4. maddeleri uyarınca belirlenen mukimlik durumundan doğar. Yirmi yıllık istisna da bir mukimlik hakkıdır: vatandaşlığın kazanılması istisnayı kendiliğinden sağlamaz, istisnadan yararlanmak için de vatandaşlık şart değildir. Belirleyici olan, kişinin mukimlik durumu ile önceki üç yıla ilişkin geçmişidir. Vatandaşlık ile vergi mukimliği ayrı hatlarda ilerlediğinden, birini diğerini incelemeden yapılandırmak beklenmeyen sonuçlar doğurabilir; bu nedenle iki soru birlikte değerlendirilir.

Miras Yoluyla İntikale İlişkin Hüküm

7582 sayılı Kanun, 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu'nda da değişiklik yaparak, Mükerrer 20/D maddesindeki gelir vergisi istisnasından yararlanan kişiler bakımından, istisna süresi içinde miras yoluyla gerçekleşen intikallerin binde on oranında vergilendirilmesini öngörmüştür. Değişiklik, anılan Kanun'un nispetlere ilişkin 16. maddesine eklenen hükümle yapılmıştır. Bu oran, veraset yoluyla intikallerde matrah dilimlerine göre artan ve üst dilimde yüzde ona ulaşan kanuni tarifeden belirgin biçimde ayrılır; hükmün miras planlaması bakımından önemi de buradan kaynaklanır. Oranın uygulanması, ilgilinin Mükerrer 20/D istisnasından yararlanıyor olmasına ve intikalin istisna için öngörülen süre içinde gerçekleşmesine bağlıdır; hükmün muris ve mirasçılar bakımından kapsamı somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir. Gelir istisnasında olduğu gibi bu hüküm de şarta bağlı ve somut olaya göre değişkendir; murisin ve mirasçıların kendi ülkelerindeki miras ve intikal vergisi kuralları ile ilişkisi ayrıca değerlendirilmelidir.

Yatırım Yoluyla Vatandaşlık ile İlişkisi

Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı dosyalarında (başlıca banka mevduatı ve gayrimenkul yolları bakımından) 7582 sayılı Kanun birçok müvekkil için önem taşımaktadır; ancak ilişkinin doğru kurulması gerekir. İki karar birbirinden ayrıdır: Türk vatandaşlığının kazanılması 5901 sayılı Kanun kapsamında bir vatandaşlık meselesi iken, Türkiye'de vergi mukimi olunup olunmayacağı ve bunun ne zaman gerçekleşeceği Gelir Vergisi Kanunu kapsamında ayrı bir meseledir. Bir yatırımcı vatandaşlığı Türkiye'de mukim olmaksızın kazanabilir, Türkiye'ye yerleşerek mukim hâline gelebilir veya her ikisini belirli bir sıra içinde gerçekleştirebilir.

İstisna, önceki üç yıl şartını taşıyan gerçek anlamda yeni mukimler bakımından Türkiye'ye yerleşmeyi değerlendirilebilir kılmaktadır; zira 3. maddenin doğuracağı dünya geliri üzerinden vergilendirme sonucunu karşılamaktadır. Sıralama ve zamanlama ayrıca incelenmelidir; çünkü mukimliğin hangi tarihte kurulduğu hem geriye dönük üç takvim yılını hem de yirmi yıllık sürenin işlemeye başlamasını etkiler. Vatandaşlık planlaması ile vergi mukimliği planlamasının kesiştiği nokta burasıdır. Bu sitedeki banka mevduatı ve gayrimenkul yolu sayfaları ile vatandaşlık genel değerlendirme sayfası, konuya ilişkin diğer metinlerdir.

Düzenlemenin İlgili Olduğu Durumlar

Herhangi bir kişi bakımından sonuç taahhüt edilmeksizin, Mükerrer 20/D maddesinin en çok ilgilendirdiği durum genellikle şu unsurları taşır: önceki üç yıl şartını karşılayabilen, Türk vergi sistemine gerçekten yeni giren bir kişi; mukimliğin kurulmasıyla Türk matrahına girecek nitelikte kayda değer yurt dışı kaynaklı gelir (yurt dışı ticari veya serbest meslek kazancı, menkul sermaye iradı ya da kira geliri gibi); vatandaşlığı elinde tutup dar mükellef kalmak yerine 4. madde uyarınca fiilen Türkiye'de mukimlik kurma iradesi; ve kendi ülkesindeki kuralların, ölçüsüz bir çıkış vergisi veya devam eden mükellefiyet doğurmaksızın ikametin değiştirilmesine imkân vermesi. Bir kişinin bu tabloya girip girmediği ve bunun kendi ülkesinde ne anlama geleceği, ancak dosya bazında değerlendirilebilir.

Karar Öncesinde İncelenmesi Gerekenler

Düzenlemenin sorumlu bir değerlendirmesi Türk hukuku ile sınırlı kalamaz. İstisnaya dayanılmadan önce her dosyada şu hususların incelenmesi gerekir (Türk hukukuna ilişkin olmayan kısımlarda müvekkilin kendi ülkesindeki danışmanlarıyla eşgüdüm içinde): kişinin kendi ülkesindeki mukimlik durumu ve çıkış vergileri, zira bir ülkeden ayrılmak vergi yükümlülüğü doğurabilir veya devam eden yükümlülükler yaratabilir; kontrol edilen yabancı kurum kazancı düzenlemeleri, ki bunlar Türk istisnasından bağımsız olarak kişiyi yabancı şirket kazancı üzerinden vergilendirebilir; iki devletin de mukimlik iddiasında bulunduğu hâllerde çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarındaki çözüm sıralaması; belirli gelirlerin kaynak-mukimlik bakımından nitelendirilmesi; önceki üç yıla ilişkin geçmişin belgelenmesi; ve zamanlama, zira mukimliğin kurulduğu tarih hem geriye dönük dönemi hem de istisna süresini etkiler.

Büronun Rolü

Büro, yeni mukimlere ilişkin düzenlemenin Türk hukukuna bakan yönünde hukuki değerlendirme ve temsil hizmeti vermektedir: GVK Mükerrer 20/D maddesinin, 3. ve 4. maddelerdeki yerleşme ölçütlerinin ve 333 Seri No.lu Tebliğ'in somut duruma nasıl uygulanacağı ile bunların ilgili hâllerde yatırım yoluyla vatandaşlık dosyasıyla ilişkisi bu kapsamdadır. Süreler ve kurum işlemleri, ilgili Türk idarelerinin iş yüküne ve takdirine tabi olup avukatın denetiminde değildir. Müvekkilin kendi ülkesindeki vergi meseleleri, o ülkedeki danışmanlarla eşgüdüm içinde ele alınır. Somut durumun 7582 sayılı Kanun karşısındaki konumunun değerlendirilmesi, Avukat Abdulsamed Burak Turak ile yapılacak görüşmede mümkündür.

Sık Sorulan Sorular

Türkiye'de yurt dışı kaynaklı gelir vergilendirilir mi?

Kural olarak Türkiye'de yerleşmiş sayılan kişiler tam mükellef olarak, 193 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri gelirin tamamı üzerinden vergilendirilir. Bununla birlikte 7582 sayılı Kanun ile eklenen Mükerrer 20/D maddesi, şartları taşıyan yeni mukimlerin yurt dışı kaynaklı gelirlerini yirmi yıla kadar Türk matrahı dışında tutmalarına imkân tanımaktadır. Dar mükellefler ise kural olarak yalnızca Türkiye kaynaklı gelirleri üzerinden vergilendirilir. Değerlendirme dosya bazında yapılır.

Türk vatandaşlığı beni Türkiye'de vergi mukimi yapar mı?

Hayır. Türk vatandaşlığı (5901 sayılı Kanun) ile Türkiye'de vergi mukimliği bağımsız statülerdir. Mukimlik, pasaporta göre değil, GVK'nın 4. maddesi uyarınca (Türkiye'deki ikametgâh veya bir takvim yılı içinde devamlı olarak altı aydan fazla oturma) belirlenir. Vatandaş dar mükellef olabileceği gibi, vatandaş olmayan bir kişi de tam mükellef olabilir.

Yirmi yıllık istisnadan kimler yararlanabilir?

Türkiye'de mukim hâline gelen ve bundan önceki üç takvim yılında Türkiye'de ikametgâhı ile vergi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişiler. Düzenleme, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren mukim sayılanlara uygulanır. Şartların karşılanıp karşılanmadığı somut duruma göre belirlenir.

7582 sayılı Kanun'daki önceki üç yıl şartı nedir?

Kişinin, Türkiye'de mukim hâline geldiği yıldan önceki üç takvim yılının hiçbirinde Türkiye'de ikametgâhının veya vergi mükellefiyetinin bulunmamış olması şartıdır. İstisnayı gerçek anlamda yeni mukimlerle sınırlamaya yönelik bir ölçüttür.

Mükerrer 20/D maddesi hangi gelirleri kapsar?

İstisna, gelirin türüne göre değil kaynağına göre belirlenmiştir. Şartların sağlanması hâlinde yurt dışı kaynaklı ücret, serbest meslek kazancı, ticari kazanç, menkul sermaye iradı (kâr payı, faiz), gayrimenkul sermaye iradı ve belirli değer artış kazançları kapsama girebilir. Türkiye kaynaklı gelir istisna kapsamında değildir.

Yurt dışı gelirim istisna kapsamındaysa yine de beyanname vermem gerekir mi?

333 Seri No.lu Tebliğ'deki yaklaşıma göre istisna kapsamındaki yurt dışı geliri yıllık beyannameye dâhil edilmez; ancak beyanname verilmesini gerektiren başka bir geliriniz (örneğin Türkiye kaynaklı gelir) varsa, beyanname istisna kapsamındaki yurt dışı geliri hariç tutularak verilir. Beyan yükümlülüğü somut duruma göre belirlenir.

Yatırım yoluyla vatandaşlık başvurusunda bulunan kişi yirmi yıllık istisnadan yararlanır mı?

Kendiliğinden yararlanmaz. İstisna vatandaşlığa değil mukimliğe bağlıdır. Başvurucu, ancak fiilen şartları taşıyan yeni bir Türkiye mukimi hâline gelir ve önceki üç yıl şartını karşılarsa yararlanabilir. Vatandaşlık ne yeterli ne de zorunlu bir şarttır.

7582 sayılı Kanun ne zaman yürürlüğe girdi?

7582 sayılı Kanun 4 Haziran 2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren Türkiye'de mukim sayılanlara uygulanır. Uygulama tebliği (333 Seri No.lu) 4 Temmuz 2026 tarihli ve 33300 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

Yeni düzenlemedeki miras hükmü nedir?

7582 sayılı Kanun, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu'nda değişiklik yaparak, Mükerrer 20/D maddesindeki gelir istisnasından yararlanan kişiler bakımından istisna süresi içindeki miras yoluyla intikallerin binde on oranında vergilendirilmesini öngörmüştür. Şartlar ve murisin kendi ülkesindeki miras hukuku kuralları ayrıca değerlendirilir.

İstisnaya dayanmadan önce kendi ülkemde neyi kontrol etmeliyim?

Asgari olarak: kendi ülkenizdeki mukimlik durumu ve varsa çıkış vergileri, kontrol edilen yabancı kurum kazancı düzenlemeleri ve uygulanabilir çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasındaki çözüm sıralaması. Bu hususlar, Türk hukuku değerlendirmesiyle birlikte kendi ülkenizdeki danışmanlarla ele alınır.

İstisnadan yararlanmak için başvuru yapmam gerekir mi?

Evet. 333 Seri No.lu Tebliğ uyarınca istisna kendiliğinden uygulanmaz; tarha yetkili vergi dairesinden istisna belgesi alınması gerekir. Başvuru kural olarak Türkiye'de yerleşmiş sayılan takvim yılının sonuna kadar, yılın son iki ayında yerleşmiş sayılanlar bakımından izleyen yılın Şubat ayı sonuna kadar yapılmalıdır. Süresinde yapılmayan başvuru üzerine belge düzenlenmemektedir.

İstisna yalnızca 2026 yılında Türkiye'ye yerleşenler için mi geçerli?

Hayır. 1 Ocak 2026 tarihi uygulamanın başlangıcını gösterir; maddede bir kapanış tarihi öngörülmemiştir. Düzenleme yürürlükte kaldığı sürece sonraki yıllarda yerleşen ve şartları taşıyan kişiler de, kendi yerleşme tarihlerinden itibaren işleyen yirmi yıllık dönem için istisnadan yararlanabilir.

Geçmişte Türkiye'de kira geliri beyan etmiş olmam istisnaya engel mi?

Kanun metnine göre, daha önce yalnızca gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı veya değer artış kazancı nedeniyle mükellefiyet bulunması istisnaya engel değildir. Buna karşılık 333 Seri No.lu Tebliğ'deki yaklaşıma göre, önceki üç takvim yılında ücret, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle mükellefiyet bulunması istisnadan yararlanmayı engeller. Değerlendirme, geçmiş kayıtların incelenmesiyle dosya bazında yapılır.

Bu yazı Türk hukuku hakkında genel bilgi vermekte olup vergi veya hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve vekâlet ilişkisi kurmaz. 7582 sayılı Kanun kapsamında istisnadan yararlanma şartları, kişinin somut durumuna ve ayrıca değerlendirilmesi gereken yabancı ülke kurallarına bağlıdır.

Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Mevzuat ve idari uygulama değişebilir; yazı, gösterilen tarihteki durumu yansıtır. Meselenize özgü değerlendirme için doğrudan Avukat Abdulsamed Burak Turak ile görüşebilirsiniz.

Avukat Abdulsamed Burak Turak

Avukat Abdulsamed Burak Turak İstanbul Barosu'na kayıtlıdır. Yabancı gerçek ve tüzel kişilerin Türkiye'deki şirket, gayrimenkul, bankacılık, vergi ve göç işlemlerinde hukuki temsil görevini yürütür. Dosyalar sorumlu avukat tarafından bizzat takip edilir.

Künyeyi görüntüleyin

Başka sorularınız var mı?

Sık sorulan sorular bölümünde, uygulamada en çok karşılaşılan başlıklara ilişkin cevaplar yer almaktadır.

Sık sorulan sorular

Sonraki adım

Danışmanlık talebi

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Meselenize uygulanacak hükümler, dosyanızın kendi koşullarına göre belirlenir. Danışmanlık talebinizi iletebilirsiniz.

İstanbul Barosu · Sorumlu avukat · Yazışmalar meslek sırrı kapsamındadır