Yabancı Bayraklı Gemide Çalışan Türk Gemi Adamının Hakları
Türk gemi adamlarının önemli bir bölümü, yabancı bayraklı gemilerde, yurt dışında kurulmuş şirketlerle imzalanan sözleşmelerle çalışmaktadır. Ücret ödenmediğinde veya eksik ödendiğinde ilk akla gelen soru şudur: "Sözleşmem yabancı bir şirketle, gemi yabancı bayraklı. Türkiye'de dava açabilir miyim?" Cevap, çoğu durumda evettir. Bu yazı, yabancı bayrak senaryosundaki hukuki çerçeveyi özetlemektedir.
Hangi kanun uygulanır?
854 sayılı Deniz İş Kanunu, kapsamını açıkça sınırlamıştır: Kanun, denizlerde, göllerde ve akarsularda Türk bayrağı taşıyan ve yüz ve daha yukarı grostonilatoluk gemilerde çalışan gemi adamlarına uygulanır (m. 1). Gemi yabancı bayraklıysa Deniz İş Kanunu kural olarak devreye girmez; iş ilişkisi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun hizmet sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirilir.
Sözleşmede yabancı bir hukukun seçilmiş olması da mutlak sonuç doğurmaz. Milletlerarası özel hukukumuz, iş sözleşmelerinde hukuk seçimini ancak işçinin mutad işyeri hukukunun emredici korumasını saklı tutarak tanır; somut olayın daha sıkı ilişkili olduğu hukuk (gemi adamının vatandaşlığı, ödemenin yapıldığı yer, işe alımın ve iadenin gerçekleştiği yer gibi bağlantılar üzerinden) Türk hukuku olarak tespit edilebilir. Gemi Türk Uluslararası Gemi Siciline (TUGS) kayıtlıysa tablo zaten farklıdır: 4490 sayılı Kanun uyarınca TUGS gemilerinde istihdam edilen gemi adamları Türk iş hukuku mevzuatına tabidir.
Hangi mahkeme görevlidir?
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, iş mahkemelerinin görev alanını sayarken yalnızca Deniz İş Kanunu'na tabi gemi adamlarını değil, Türk Borçlar Kanunu'nun hizmet sözleşmesi hükümlerine tabi işçileri de açıkça kapsamına almıştır (m. 5/1-a). Güncel istinaf kararlarında, yabancı bayraklı gemide çalışan gemi adamının ücret alacağına ilişkin uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görülmesi gerektiği kabul edilmektedir; Türk bayraklı gemiler bakımından ise sonuç zaten tartışmasızdır. Bölge adliye mahkemeleri arasında geçmişte farklı yönde kararlar bulunduğundan, başvuru öncesinde güncel içtihat durumunun somut olay bakımından değerlendirilmesi önem taşır.
Geminin kendisi bir güvencedir
Uygulanacak hukuk tartışması hangi yönde sonuçlanırsa sonuçlansın, bir nokta değişmez: bir alacağın gemi üzerinde gemi alacaklısı hakkı (kanuni rehin) doğurup doğurmadığı, Türkiye'de ileri sürüldüğünde Türk hukukuna göre belirlenir (TTK m. 1320/3). Gemi adamı ücret alacağı bu hakkı verir; rehin, gemiye zilyet olan herkese karşı ileri sürülebilir ve gemi ipoteği dâhil tüm rehinlerden önce gelir.
Bunun pratik sonucu şudur: yabancı bayraklı bir gemi Türk limanına geldiğinde, ücret alacaklısı gemi adamı geminin bulunduğu yer mahkemesinden teminat yatırmaksızın ihtiyati haciz isteyebilir (TTK m. 1355, 1363/3). Sözleşmedeki yabancı mahkeme veya tahkim kayıtları bu imkânı ortadan kaldırmaz; gemiye yönelik ihtiyati hacizde yetki kanunla kesin olarak belirlenmiştir. Ancak bu güvencenin bir süre sınırı vardır: kanuni rehin, gemiden ayrılıştan itibaren bir yıl içinde kullanılmazsa düşer (TTK m. 1326).
Sözleşme ve "genel şartlar" denetimi
Yabancı bayrak uygulamasında gemi adamlarına çoğu zaman standart, matbu "genel şartlar" (general terms / CBA) metinleri imzalatılır. Bu metinlerde; ücret eklerinin peşinen maaşa dahil sayılması, kısa sürelerde itiraz edilmezse alacakların ibra edilmiş sayılması, işverene tek taraflı değişiklik yetkisi verilmesi veya sendikaya başvuruyu caydırmaya yönelik kayıtlar gibi hükümlere rastlanmaktadır. Türk hukuku bu tür kayıtları denetime tabi tutar: genel işlem koşullarına ilişkin kurallar (TBK m. 20 vd.), ibranın geçerlilik şartları (TBK m. 420) ve emredici iş hukuku ilkeleri karşısında bu hükümlerin önemli bir bölümü geçersiz sayılabilir. Ayrıca Türkiye'nin taraf olduğu 2006 tarihli Denizcilik Çalışma Sözleşmesi (MLC 2006), gemi adamının şikâyet hakkının misillemeye uğramadan kullanılmasını güvence altına alır.
Belgeler: gemi adamının en güçlü silahı
Bu tür uyuşmazlıklarda sonuç, büyük ölçüde belge düzenine bağlıdır. İş sözleşmesinin ve varsa eklerinin bir nüshası; kaptan imzalı hizmet belgesi ve gemiden ayrılış (relieve) belgesi; mürettebat listesi kayıtları; ücretin yattığı banka hesap dökümleri ve ödemeyi yapan şirketlerin kim olduğu; işverenle yapılan yazışmalar; bunların her biri, hem alacağın hesabında hem de sorumluların belirlenmesinde doğrudan delil değeri taşır. Gemiden ayrılırken bu belgelerin temin edilmesi ve saklanması, ileride açılacak her türlü takibin temelidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki görüş niteliği taşımaz. Somut olaya ilişkin değerlendirme için bir avukata başvurulması gerekir.
Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Mevzuat ve idari uygulama değişebilir; yazı, gösterilen tarihteki durumu yansıtır. Meselenize özgü değerlendirme için doğrudan Avukat Abdulsamed Burak Turak ile görüşebilirsiniz.
Avukat Abdulsamed Burak Turak
Avukat Abdulsamed Burak Turak İstanbul Barosu'na kayıtlıdır. Yabancı gerçek ve tüzel kişilerin Türkiye'deki şirket, gayrimenkul, bankacılık, vergi ve göç işlemlerinde hukuki temsil görevini yürütür. Dosyalar sorumlu avukat tarafından bizzat takip edilir.
Künyeyi görüntüleyinBaşka sorularınız var mı?
Sık sorulan sorular bölümünde, uygulamada en çok karşılaşılan başlıklara ilişkin cevaplar yer almaktadır.
Sık sorulan sorularDiğer yayınlar
Sonraki adım
Danışmanlık talebi
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Meselenize uygulanacak hükümler, dosyanızın kendi koşullarına göre belirlenir. Danışmanlık talebinizi iletebilirsiniz.
İstanbul Barosu · Sorumlu avukat · Yazışmalar meslek sırrı kapsamındadır
